Site En Üstü 970px #RA1
23 Kasım 2017, Perşembe
İnş. Müh. (stu) Ecem TUNCER

İnş. Müh. (stu)
Ecem TUNCER

Hayat Dersleri, sohbet tadında Kişisel Gelişim

09.03.2017

Merhaba saygıdeğer okurlarım öncelikle bu yazımda biraz da olsa kişisel gelişim tarzında olmasını ümit ediyorum. Umarım günlük problemlerimi gereğinden fazla bahsedip sizi sıkmam. Biraz tartışma biraz konuşma havasında olsun diye aklıma gelen milyonlarca konuyu sıraya koymaya çalışacağım.

Öncelikle bugün rastladığım ''DÜNYA BÜYÜKLERİNDEN HAYAT DERSLERİ'' yazısındaki sözleri şuraya şöylece bırakıyorum.Hep beraber okuyalım anlayıp tartışalım istiyorum. İlk olarak:

Oscar Wilde
Başarmak istiyorsan, yaşadığın çağın silahlarıyla donanmalısın. İhtiraslı olan her insan, yaşadığı yüzyılın silahlarıyla savaşmak zorundadır. Bu yüzyılın taptığı şey, varlıklılıktır.

Okur okumaz kimimizin aklında savaşa mı gidiyoruz yahu gibi cümleler geçmiş olabilir diye düşünerek kendi cevabımı söylemek istiyorum. Evet! evet doğru duydunuz bence kesinlikle her zaman savaş içerisindeyiz. Böyle deyince aa ne kadar da yanlış düşünen barış karşıtı biri gibi dursam da.. Kesinlikle her zaman barıştan yanayım. Her ihtimal, her problem, her hasar, her kusur barışla anlaşarak, konuşarak, ölçüp biçip tartarak çözülebilir diye düşünüyorum. Haksız mıyım? Ancak ne olursa olsun her zaman hazırlıklı olmak için her anımızı güzel yaşamanın yanında silahlarla da donanıp o anı beklemeliyiz. Burda görebileceğimiz üzere çağın silahları diye üzerine basa basa söylenmiş. Sana füze atana sen ok atarsan tabiki başaramaz, kalırsın. Herzaman bir adım önde olmak için yenilikleri takip etmeli , durmadan okumalı, durmadan yazmalıyız. Hiçbir şeyi öylece kabullenmek doğru değildir. Bilgilerimizi yaymalı, düşüncelerimizi paylaşmalıyız. Şu devirde her ne kadar düşüncelerimizi paylaşamasak da doğru bildiğimiz yoldan sapmazsak çözüme kolay ulaşabiliriz diye düşünüyorum. Öyle doğru bildiğinden sapmamak da inatçı olup çevrendekileri dinlememek de değil. Her zaman kulağımızı gözümüzü dört açmalı ve neler oluyor diye öğrenmeliyiz. Düşüncelerimizi gizleyip, yaşadıklarımızdan utanıp saklamak yerine ben böyle düşünüyorum diyebilmeliyiz.  Hemen tam burada başımdan yeni geçen bir olaydan kısaca aldığım dersleri söylemeden edemeyeceğim. Daha önceden çok yakın olduğum insanların bir anda bir hareketime tavır alıp hayatı bana zorlamaya çalışması da buna örnek diye düşünüyorum. Bir insan nasıl bir başka insanı üzmeye, kırmaya, sadece mutsuz etmeye nasıl çalışır anlamıyorum. Bu arada başında ''insan'' dediğim için özür dilerm. İnsanların istediklerini yapma, istediklerini düşünme ve düşüncelerini özgürce paylaşabilme hakkı olmalı diye düşünüyorum. Şimdi bu cümleden nerelere geldin, banane yahu kalpsiz, saygısız, sevgisiz insanlardan diye düşünüyor olabilirsiniz. Size sonuna kadar hak vererek ikinci cümleme geçiyorum:

Goethe 
İnsan yapacağı şeyden değil, yapmakta olduğundan da değil, sadece yapmış olduğundan söz etmeli… Faaliyetlere adını koyan sonuçlardır… Eylem her şeydir, ün hiçbir şey!

Hımmm.. Tam Goethe tarzı olduğunu anlaşılmayacak gibi değil diye düşünüyorum. ''Bazen gezegenimiz acaba evrenin tımarhanesi mi diye düşünmeden edemiyorum'' sözünden de anlayacağımız üzere tam da Kafka'nın söylediği gibi Goethe'yi "hayat üzerine söylenebilecek olan her şeyi söyleyen biri" olarak tanıyabiliriz. İnsan yapacağı şeyden değil çünkü henüz yapmayınca o kadar da bi önemi olmadığını düşünüyorum. Haksız mıyım? Kendime yatlar katlar birkaç milyon dolarlık elbiseler alacağım desem sadece gülersiniz. Değil mi? Yapmakta olduğunsa henüz bitmiş değil hayatta o kadar beklenmedik olay anlaşılamayan sonuçlar ortaya çıkıyor ki insan ne olacağını bilemiyor. Bi anda herşey mükemmel giderken problemler peşi sıra geliyor ve herşey yerle bir olabiliyor. Sadece yapmış olduğundan söz etmeli derken de bana haticeyi değil neticeyi söyle der gibi olmuş. Ne yaptın onu söyle. Beni boş vaadlerle yapacağım edeceğimlerle oyalama diyor. Kesinlikle katılıyorum diyemem belki de ama en azından anlaşılabilir diye düşünüyorum. Bazen insan sadece gelecekte yapacakları için hayatına devam etmek istiyor. Birilerine anlatmak her ne kadar iyi fikir olmasa da bazen yaşanacaklardan yapılacaklardan konuşmak insanları mutlu eder diye düşünüyorum.

 

 Goethe 
(Akıl) Pusulanın sana doğru yolu göstermesini mi istiyorsun? Öyleyse onu yakınındaki mıknatıslardan koru.

Yeniden bir cümle ve yine Goethe. Gerçekten bu cümleyi ayakta alkışlayabilirim. Başkalarından etkilenerek karar vermek hem günümüzde hem de gelecek için geçmişte verilen kararlardan üzülmemize başarısız olmamıza yol açar. Çevremizde öyle insanlar varki sadece benim dediğim olacak. Sen beni dinlemek zorundasın düşüncesinde devam eden aslında en çok özgüven eksikliğini kendi içinde yaşayıp başkasını tutsak ederek düşünceleriyel boğan insanlardan dolayı verilen kararlar. Ben çok inatçı bir insanımdır. Hayatım boyunca neyi doğru olarak gördüysem onu yaptım. Kesinlikle hatalar yapıyorum hemde durmadan. Ama bu hatalar sadece kendi kendime yaptığım hatalar oldu. Ben yaptım, benim hatam, ben bunlarla mutluyum. Benim düşüncelerim, benim dünyam. Asla bir başkasının hayatıma dışarıdan müdahalesine artık izin yok. Artık dememin sebebi ise sürekli müdahale ederler, aman yarabbim elalem ne der diye düşünmekten yorulduğumu farkına vardığımdan beri kendime döndüm. Ne istiyorsam yaparım, ki kararlarımı düşüncelerimi kendim verebilecek yaşa geldiğimi düşünüyorum. Yine başladım bir şeyler anlatmaya, hemen geçiyorum yeni cümlelerimize:

Schopenhauer
Hayat bir parça nakış işlemesine benzetilebilir. Hayatının ilk yarısında herkes işlemenin ön tarafını görür, ikinci yarısında ise tam tersini. İkincisi o kadar güzel değildir, ama daha öğreticidir.

Marcus Aurelius
Yaşama sanatı, dansçıdan daha çok güreşçinin sanatına benzer. Güreşçinin ayakta sağlam durarak üzerine gelecek darbeleri karşılaması gerekir.

Marcus Aurelius
İlkelerin uygulamasında, bir gladyatöre değil, boksöre benzemeye çalış. Gladyatör kullandığı kılıcı bırakır, sonra gene alır.

Marcus Aurelius
Bazen başaracağına inanmadığın şeyleri de yap. Sol el de alıştırma yapmadığı için birçok şeyde yetersiz olmasına karşın, sürekli alıştırmayla dizginleri sağ elden daha güçlü kavrar.

Kişisel görüş: Beynini bir kere kullanmayı öğrenirsen belki hep kullanıp düşünmeye bile başlayabilirsin.

Geçenlerde televizyonda bir grup insanı izliyorum sokak röportajında. İnsanlara seçimde ne diyeceklerini soruyorlar. Kesinlikle siyasi bir konu konuşmayacağım. Merak etmeyin. Ancak gerçekten bazı insanlarımız çok cahiller. Ve hiçbiri aman dur 1 cümle birşey okuyayım da belki yanlışlıkla birşeyler öğrenirim diyemiyor maalesef ve ben de buna üzülüyorum. Sen hangi görüşü tutuyorsan tut ben sana saygı duyarım. Ama Allah aşkına aç bi oku bakalım neler oluyor? Öyle dersem nolur böyle dersem ne olur? Aman yok bizim milletimiz evlilik programlarından yeterince ders çıkaramadı daha durun pembe diziler bitmedi. Arka arkaya bilmem kaç yıldır yayınlanan dizilere talep yoğunluğu var ancak bir kitap okuyayım yok yok biraz belgesel izliyeyim, ne gerek var canım. Aman o kitap elinizi ısırır ham diye kapıverir valla. Kusura bakmayın benim hatam... Neyse...

Ve son olarak:

Epiktetos
At şarkı söyleyemediği için bedbaht olur mu? Hayır! Fakat koşamazsa mutsuz olur. Köpek uçamadığı için kederli olur mu? Hayır! Fakat koku alamazsa mutsuz olur.

Tam da konusu bence eğer beynin var ve kullanamıyorsan üzül hafiften ağlamaya başla bakalım yavaş yavaş. Yok canım ne ağlayacak birşeyim yok diyorsan zaten bu yazıyı da okumamışsın yine Ayşeyi çarşıda Mehmet'le görmüşler vıyyyy gördünüz mü aaaaa ama gerçekten bugün kime giydirsem programındaki kavgaları da izlemeden yapamayacağım kusura bakmayın, diyorsundur ama az miktarda çalışan bir kafa varsa kalk oturma, yatma, sana birşey katmayan birşey izleme, onu bunu takip etme kendine bak, sen mükemmel misin? Sana bir sır veriyim. Hiç kimse mükemmel değildir. Hepimizin tonla kusuru var. Seninle bir çay içeni, sana birşey öğreteni, evinde ağırlayanı, sana yardım edeni kıskanma. Bak o kadar dolu ki sana da birşeyler vermeye çalışıyor sende birşeyler öğren diyemem belki ama en azından insanları çekiştirmek, bir işe yaramadan ortalıkta dolanmaktan az da uzaklaşmaya çalış, kendini dinle, kalbini dinle , sesini dinle. Fırsat ver kendine içerdekiyle yetinmeye çalışma her zaman kalbini aklını beynini açık tut öğrenmeye, affetmeye, sevmeye her zaman açık ol. Ders çalışmayı sev, işe gitmeyi sev, olmuyor mu ozaman nefes alabildiğin kafanı yastığa rahat koyabildiğin her günü her anı sev, sana birşeyler veren insanları sev, çiçekleri kokla , yağmurda koş, parkta oyna, birilerine yardım et bak gör ne kadar rahatlayacaksın ve o yapamadığın şeyler varya işini sevmek dersi sevmek gibi. Zaten kendiliğinden olacak. O sürekli uydurduğun bahanelere ihtiyacın olmayacak. Çok sevdiğim büyük bir abim bana her zaman Martin Luther King'in şu sözünü söyler: ''Eğer sizden sokakları süpürmeniz istebşrse Micheangelo'nun resim yaptığı, Beethoven'ın beste yaptığı veya Shakespeare'in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, Gökteki ve yerdeki herkes durup, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin''  İşini, dişini, eşini, sev. Herşey istediğin gibi olacak. Sen biraz sev bak daha neler olacak :)

 

YAZAR: İnş. Müh ECEM TUNCER

Bu makale 1605 kez okundu

Makale Yorumları

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.