yazı üstü

Son dönemde yüzlerce işverenin peşpeşe başvurduğu Konkordato, firmalar için sonun başlangıcı mı demek oluyor? 2018 yılı yazından itibaren hızla artan döviz kuru ve buna bağlı kredi faizleri, şirketlere katlanan borçlar olarak yansıdı.

Son günlerde iç piyasada başgösteren nakit sıkışıklığı dolayısıyla içlerinde bazı köklü firmalar dahil, borçlarını vadesinde öyemeyecek hale geldi. Bazı firmalar için Konkordato, sonun başlangıcı mı demek?

2018 yılı yazından itibaren hızla artan döviz kuru ve buna bağlı kredi faizleri, şirketlere katlanan borçlar olarak yansıdı. Son dönemde yüzlerce işverenin peşpeşe başvurduğu Konkordato, firmalar için sonun başlangıcı mı demek oluyor?

OHAL sürecinde kaldırılan iflas erteleme kanununa Mart ayında alternatif olarak çıkarılan konkordatoya hem de borçlu hem de alacaklı başvurabiliyor.

Konkordato teorik olarak, borçluya borcunun bir kısmını ödemek üzere alacaklısıyla uzlaşarak iflastan kurtulma şansı tanıyabiliyor. Bu sayede alacaklı da, borçlunun iflası durumunda tahsil edemeyeceği parasının en azından belli bir kısmını tahsil edebilme imkanı buluyor. Bu durumdaki birçok borçlu, ‘Borç Yapılandırma Anlaşması’ anlamına gelen Konkordato başvurusu için soluğu mahkemelerde alıyor.’Borç Yapılandırma Anlaşması’ iflası önlemeye yetecek mi?

Uzmanlara göre, her iki taraf da iyi niyetli olsa dahi, tek başına konkordato benzeri hukuki düzenlemeler, nakit sıkışıklığı yaşayan birçok şirketi iflastan kurtarmaya yetmeyebilir.

Sabahattin Zaim Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Atalay’a göre, sorunun kök sebebine inilmesi gerekir. Zira Atalay, temel sorunu bulup, ona karşı çözüm üretmedikçe, konkordato sonu ötelemekten başka bir işe yaramayacağı kanaatinde.

Atalay; “Geçmişte her kriz sonrasında icra iflas hükümlerinde belli revizyonlar oldu. Ekonomik sorunlar hukuki düzenlemeyle bir yere kadar ertelenebilir. 2001 krizinin aksine bugün piyasada belirgin bir ödeme güçlüğü var. 2019 yılının ikinci yarısına kadar yüksek miktarda finansman sağlanması gerekir. Aksi taktirde ciddi iflaslar olacaktır,” uyarısında bulundu.

Atalay, ciddi bir likidite darlığının yaşandığı gerçeğiyle devlet, acilen bankalara verilecek desteklerle KOBİ’lere ucuz finansman sağlayıcı tedbirler alması gerektiğini belirtti.

Başvuran Firma sayısı 3 binden fazla

Sektörel olarak inşaat, gıda, giyim ve perakende ana sektörlerinin başı çektiği konkordatoya şu ana kadar başvuran şirket sayısının 3 binden fazla olduğu tahmin ediliyor. Alt sektörler arasında restoran zinciri, AVM, ayakkabı, ambalaj ve lojistik firmaları yer alıyor.

Mahkeme, başvurudan sonraki beş ay içinde karar vermek zorunda. Karardan sonra başarılı olması beklenen taraflara, en fazla altı ay uzatılabilmek kaydıyla bir yıla kadar kesin mühlet veriliyor. Sonuçta tüm süreç en fazla 23 ayı bulabiliyor. Davanın reddedilmesi halinde, borçluya uygulanan koruma tedbiri kalkıyor ve mahkeme borçlunun iflasına karar veriyor.

Konkordatoya başvuran şirketlerin yarıdan fazlasının tüm bu süre alınsa dahi kapanma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Atalay; “Çoğunun yeterli öz sermayesi yok, dış finansman kaynaklı çalışıyorlar. Bu şekilde zaman kazanmak nakit girişi demek olmayabilir. Kârlılık oranlarının hızla azaldığı ve düşük faizli kredi bulmanın neredeyse imkânsız olduğu bir ortamda işlerin zamanla düzelmesini beklemek fazla iyimserlik olur.” dedi.

Sıra işten çıkarmalara geldi

Atalay, piyasadaki farklı sektörlerden işletmelerin işten çıkarmalara başladığına dikkat çekerek, nakit sıkışıklığı sorununun çözülememesi halinde domino etkisi yapabileceğini vurguladı. Atalay; “Muhtemel bir iflas dalgası başta alacaklıları etkilerken, istihdam kaybından, tedarik ve dağıtım zincirinin bozulmasına, batık kredilere ve piyasada tekelleşmeye kadar zincir reaksyion etkisi yaratabilir.” dedi.

Türkiye’nin önde gelen gıda ve içecek firmalarına ambalaj üreten Rosti Tebplast kurucusu Abdullah Teber de; “Sektörde bir yaprak dökümünün rekabetçiliği ciddi manada tırpanlamasından korkuyoruz. Belli gıda dallarında birbirine rakip, on yılların tecrübesine sahip firmaların borç yükünden dolayı artık ayakta duramaz hale geldiğini üzülerek görüyoruz,” dedi.

Neredeyse tüm sektörlerde finansman maliyetlerinin şirketlerin faaliyet karlarının üzerine çıktığını belirten İstanbul Hazır Giyim Ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) üyesi Hikmet Tanrıverdi de; “Sanayici açısından durum daha kritik. Bankalardan kredi almak çok daha zorlaştı. 24 milyon lira borcu ve buna karşın 126 milyon lira alacağı olan bir işletmenin konkordatoya başvurduğunu biliyorum. Piyasada ciddi bir nakit akışı sıkıntısı var.” dedi.

Ekonomist Ali Rıza Özalp, öz kaynak açığı olan firmaların icra baskısına maruz kalmamak için konkordatoya yöneldiğini belirtti. Mevcut durumu bankaların aktif kalitesini bozan makro ekonomik bir sorun olarak nitelendiren Özalp, konkordatonun revize edilmesi gerektiğini savundu. Özalp; “BDDK’nın Haziran 2018 dönemi raporuna göre gayri nakdi krediler toplamı 761 milyar Türk Lirası. Bu tutarın 460 milyar lirası da döviz cinsi üzerinden. Gerçekten borç tasfiyesi yapmak isteyen işletmelerin konkordato talepleri, bankalar tarafından da desteklenecektir,” dedi.

5-6 bin Avukat, Konkordato işlemlerine müdahil oldu

Avukat Satılmış Şahin; “Piyasa aktörleri 2 seneye kadar işler düzelir umuduyla çaresiz bir şekilde çözüm yolları arıyor. Bize gelen vakaların bazıları çok vahim, şirketler bankalardan ek süre istiyor, yanıt gelmezse konkordatoya gidiyorlar.

Son günlerde 250 milyon liranın üstünde borç miktarıyla konkordato başvuruları arttı. Yakında bu kervana 3-5 milyar liralık borçlu holdinglerin de katılma ihtimali var. İyi niyetle getirilmiş bir sistem olmasına rağmen konkordato ne kadar başarılı olur, göreceğiz.” dedi.

Şahin, yakın zamana kadar Türkiye genelinde iflasın korunması davalarına en fazla 50 uzman avukat bakarken, şimdi 5-6 bin avukatın bu işlemlere müdahil olmaya başladığını belirtti.

Konkordato ne demek?

Konkordato, İtalyancada uzlaşma, anlaşma manasına gelmektedir. Alacaklının da borçlunun da yerel Asliye Ticaret Mahkemesi‘ne başvurarak talep edebildiği konkordato, genel manada borçlu ile alacaklı arasında yapılan ve mahkeme kararıyla bağlayıcı hale gelen yeniden yapılandırma anlaşması olarak tanımlanıyor.

Esasını 1881 yılına dayanan İsviçre iflas erteleme kanunundan alan 7101 nolu Konkordato Kanunu, mart ayında Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Kanunda Borçlu Başvuru Süreci; “borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir” şeklinde açıklanıyor.

Borçlunun iflası durumunda alacaklarının tamamını alamama riskinin farkında olan alacaklılar genellikle alacaklarının belli bir kısmından vazgeçebiliyor. Konkordato ilan eden şirket bu sürede mallarını, taşınmazlarını satamıyor.

İşsizlik Sigortası kanunu uyarınca işçilerinin üç aylık ücreti Ücret Garanti Fonu’ndan ödeniyor.Kişi, firma adına da şahsi konkordatoya da başvurabiliyor.

Kaynak; https://tr.euronews.com/2018/10/08/konkordato-bazi-firmalar-icin-sonun-baslangici-mi

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Kaynakeuronews
Önceki İçerikİzmir’in Kentsel Dönüşümü TBMM Gündeminde !
Sonraki İçerikProf. Dr. Ahmet Ercan İzmir ilinin Depremselliğini anlattı
İnş. Müh. Mithat GÜNEY
Mithat GÜNEY, 1972 yılında Sinop ili, Türkeli ilçesinde dünyaya geldi. Almanya’da başladığı öğrenim hayatını Lise öğrenimi ile İstanbul’da sürdürdü ve Erzurum Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği lisans eğitimini 1994 yılında tamamladı. Profesyonel hayatına 1994 yılında meslektaşı ile birlikte İstanbul’da açtıkları Mühendislik Bürosu’nda başlayan Mithat GÜNEY, uzun yıllar birçok Betonarme ve Çelik Konstrüksiyon projenin Statik Hesap ve Projelendirilmesi, Teknik Uygulama Sorumluluğu (TUS), Şantiye Şefliği vs. konularında hizmet vetmiştir. 1999 Marmara Depremi sonrası Çelik Yapılara yoğunlaşmış ve Çelik Yapıların Tasarımı, Projelendirilmesi ve Uygulanması konularında çok sayıda yurtiçi ve yurtdışı prestij projeyi hayata geçirmenin haklı gururunu yaşamaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan 2015 yılında almış olduğu “Riskli Yapılar Tespit Uzmanı” ünvanı ile şu ana kadar oluşturmuş olduğu mesleki bilgi birikimini; Riskli Yapıların Tespiti, Projelendirilmesi, Onarım ve yeniden Taahhüdü, Kontrolörlüğü ve Müşavirliği alanlarına yansıtmaktadır. Hayat boyu öğrenme felsefesi ile günümüz Profesyonel Proje Yönetimi metodolojisi üzerine yoğunlaşmış ve bunu PMI kuruluşundan 2018 yılında üstün derece ile almış olduğu PMP sertifikası ile belgelendirmiştir. Özellikle inşaat projelerinin daha etkin ve verimli planlanması, yönetilmesi ve teslim edilmesi adına, bu konuda eğitim ve seminerler vermektedir. Kendi blog sayfasında kişisel gelişim, liderlik, proje yönetimi vs. konularında makaleler paylaşmaktadır. Evli ve 2 çocuk babası olan Mithat GÜNEY, Türkçe’ye ilave olarak İngilizce, Almanca ve Arapça konuşmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. https://www.linkedin.com/in/mithat-g%C3%BCney-pmp%C2%AE-a33b4617/

CEVAP YAZIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.