yazı üstü

Bu yazı dizisinin üçüncü bölümünde Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nin 16. Bölümü kapsamında “İdealize Zemin Profilinin Belirlenmesi – SPT Verilerinin Düzeltilmesi – Düzeltme Katsayılarının Seçimi ” kavramlarını sayısal örnekler ile göstermek istiyorum.

3. Bölüme aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

3. Bölüm

Şu ana kadar yayınladığım bölümler ile ilgili her türlü sorularınızı çekinmeden sorabilirsiniz.

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

11 YORUMLAR

  1. Merhaba; yapmış olduğunuz çalışmayı dikkatlice okudum.
    1.Zemin zemin sınıfı tayininde düzeltilmiş SPT değerlerini mi (N160) yoksa N(60)30 değerini mi alıyorsunuz. Biz düzeltilmemiş SPT değerlerini kullanıyoruz.
    2. IDI değerini 200 nolu elekten geçen değer olarak mı yoksa Hidrometre deneyi sonucu elde edilen ince tane oranını kullanıyorsunuz.
    3. Mw değeri alınırken bir kabul değer mi yoksa hesap mı yapıyorsunuz? (Sıvılaşma için çok önemli bir faktör)
    4.Örneğin 20 m lik bir derinlikte yaptığınız sıvılaşma analizleri sonucunda lokal sıvılaşan 1-2 tabakanın olması sonucu, bulduğunuz zemin sınıfını ”SIVILAŞABİLİR ZEMİN =F GRUBU” olarak mı değerlendiriyorsunuz, yoksa aynı zemin grubunda devam ediyorsunuz.( Depremli Durumda Oturmaya da bir örnek paylaşırsanız sevinirim.)
    Teşekkürler.

    • Öncelikle faruk bey sorularınız beni çok sevindirdi teşekkür ederim. Çok güzel sorular bunlar.
      1- Zemin sınıfı tayininde sadece enerji düzeltilmesi yapılmış (N60)30 değerlerinin kullanılması gerektiğini yönetmelik açıkça belirtiyor. Otomatik darbeli tokmak kullandığınızdan CE değerini çoğu zaman 1 olarak kabul edeceksiniz ondan ötürü aslında düzeltilmemiş değerler ile aynı hesaba gelecek. Yinede siz düzeltilmiş olarak gösterseniz iyi olur.
      2- IDI değeri 200 nolu elekten geçen değerdir. Bunun sebebi şu ki siltler de killerde ince dane iceriği olarak görülür. Hidrometre ile kili silti ayırmaya gerek yoktur.
      3- Mw değeri için 2018 e kadar her zaman 6.5 değeri kullanıldı. Bunun sebebi sizin 7.5 olarak gördüğünüz depremin tasarım depremi olması. Eğer okul,tiyatro,sinema,valilik vb… (BKS<3) bina tasarlıyorsanız bu değeri probabilistik deprem yöntemi ile tespit etmek gerekir. Lakin I=1 olan yapılarda bu değerin 6.5 üzerinde kullanılması çok acımasız sonuçlar doğurur.
      4- Şunu açıkça belirtmekte beis görmüyorum; Eğer devlet kurumu iseniz (Belediye vb…) hemen sıvılaşan zeminlerin ZF olmasını istiyorsunuz. Bunun sebebi bilgisizliğin getirdiği korku. Aman başımıza iş gelmesin mantığı ile ZF olsun uzman baksın istiyor bazı kurumlar.Lakin ben aynı fikirde değilim. Herkes sanki sıvılaşmanın varlığı 2018 yılından sonra ortaya çıkmış gibi davranıyor. Biz (kendi adıma) İzmir bölgesinde yıllardır bu hesaplamaları yapıyoruz. Lokal sıvılaşmalar ZD türü bir zemini ZF yapmaz. Burada önemli olan sıvılaşmanın boyutları ve bertaraf edilebilirlik durumudur. Son sorunuz ile ilgili eğer birinci sunumu incelerseniz tüm bölümlerin listesini yayınladım. 2 Hafta içinde tamamını bitirmeyi planlıyorum dinamik oturma analizlerini de yaparak taşıma gücü kapasitesinin neredeyse hiç bir önemi olmadığını göstermeyi planlıyorum.

    • Ayrıca az önce Zemin Sınıfı Tayini ile ilgili sunumu da yayınladım. İncelerseniz (N60)30 değerlerini ve diğer değerleri inceleyebilirsiniz.

  2. Deprem yönetmeliği 338 sayfa tanımlar kısmından ”(N60)30:Üst 30 metredeki ortalama standart penetrasyon darbe sayısı.” şeklinde ifade geçmektedir. Herhangi bir düzeltme göremedim , bu sebeple biz düzeltme yapmıyoruz. Ayrıca Zemin sınıfı tayininde SPT sizce yeterlimi yoksa kayma dalga hızlarına bakılması gereklimi? Malüm her deney ayrı maliyet getiriyor. (Vs30 lara sismikten mi yoksa MASW den mi bakıyorsunuz, ). Ayrıca t0 değeri için mikro tromer yaptırıyor musunuz. Yeni rapor formatın da, statik projeler için mikro tromer verileri hiç kullanılmadığı halde, sanki bir zorunluluk varmış gibi yorumlanıyor. (9 mart 2019 30709 sayılı Zemin ve Temel Etüt Uygulama Esasları ve Rapor Formatı sayfa 22-23)
    İlginize Teşekkür ederim.

    • Öncelikle 1. Sorunuza yanıt vereyim. Bir düzeltme yapmıyoruz diyorsunuz bu doğru değil. SPT-N demek son iki spt verisinin toplanması demektir. (N60)30 ifadesinde ki N60 Enerji düzeyinin 60 ile düzeltilmiş hali demektir. Eski zamanlarda ve okullarda bu hep 0,75 (Enerji Düzeltmesi) olarak gösterildi. Hatta hala bu düzeltme katsayısı okullarda 0,75 olarak gösterilmektedir. Bunun sebebi Kedi Başı Tokmağı. Enerji düzeyi 45 olarak görülen bu tokmaklarda enerji düzeltmesi yaptırmak için 45/60=0,75 yapılır. Yeni yönetmelikte otomatik darbeli tokmak kullanılması zorunlu olduğundan CE verisi (ENERJİ) 0,9-1,6 arasında değişmektedir. Genellikle 1 seçildiğinden düzeltme yapılmıyormuş gibi gözüküyor ve SPT-N = SPT-N60 gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. Lakin inşaat mühendisi isterse bu değeri 0,9 veya 1,2 seçebilir. Bu Mühendisin kararına kalmıştır.
      2. Sorunuz için ben tüm verilere elimden geldiğince bakıyorum. Burada aslî problem şu: Çakıl yoğunlu bir zeminde çoğu zaman SPT-N verisi okunamıyor ve Refü veriyor. (SPT>50) bu durumlarda Vs verisi çok kıymetli hale geliyor. Tam anlamıyla zemini yorumlamaya yardımcı oluyor. Vs verisini Jeofizik eklerinde ki MASW değerlerinden katman kalınlıkları ile okuyoruz. Verdiğim örnekleri incelerseniz grafiklerini görebilirsiniz.
      3. Sorunuz ile ilgili ben hiç bir zaman mikrotromer verisini kullanmıyorum. Yönetmelikte bunun ile ilgili hiç bir zorunluluk olmadığını biliyorum. Sadece mikro bölgeleme olmayan yerlerde BYS<=4 yerlerde yoksa yapın diyor hiç bir bilgim yok. Zeminin doğal titreşim periyodunun bulunması üst yapı için nasıl bir avantaj sağlayacak onun da biraz sorgulanması gerekir. BYS<=4 demiş yönetmelik. Böyle yapıların periyotları kuyruk bölgesinde olur ve zeminin doğal titreşim periyodunun çok çok üstündeki periyot değerleri ile tasarlanırlar. Rezonans durumunun irdelenmesi heterojen bir işlemde akıllıca olur mu bilmiyorum.

  3. Evet hiçbir yerde kullanılmayan mikrotromer ölçümü, BYS 4 ve Mikro Bölgeleme şartı ile zemin ve temel etüt raporlarında zorunlu hale getirilmiş gibi bir ifade var, çünkü Türkiye de mikro bölgeleme yapılan yer oranı çok azmış. Şimdi idareler bu madde gereği isteyebiliyor, hiçbir yerde kullanılmayan bişey neden zorunlu tutulur anlamadım.

    • BYS28 veya H>42m olarak görülüyor. Bu işlerde bir adet mikrotromer yapılması bizim dert yandığımız (Sondaj derinlikleri ve sayıları – Anlamsız Deneyler) konularının yanında devede kulak kalır. Şikayetçi olabileceğim bir konu değil. T0 değerinin bulunması bir gelenek. Bu değerden uzak tutmaya çalışıyoruz yapımızı. Homojen olmayan yapıları çok etkileyen bir durum değil rezonans. Lakin çelik binalarda çok daha etkin olabilir.

CEVAP YAZIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.