Binalarda yaygın yapı fiziği problemleri nelerdir?

Yapılar zaman geçtikçe çevresel etmenlerden dolayı hasar görürler. Bu zararın sebebi yanlış malzeme seçimi, yanlış tasarım, hatalı işçilik vb. olabilir. Bu hasarlar mimari açıdan ‘yapı fiziği’ problemleri olarak adlandırılır.

0
112

Yapılar zaman geçtikçe çevresel etmenlerden dolayı hasar görürler. Bu zararın sebebi yanlış malzeme seçimi, yanlış tasarım, hatalı işçilik vb. olabilir. Bu hasarlar mimari açıdan ‘yapı fiziği’ problemleri olarak adlandırılır.

Yapılar zaman geçtikçe çevresel etmenlerden dolayı hasar görürler. Bu zararın sebebi yanlış malzeme seçimi, yanlış tasarım, hatalı işçilik vb. olabilir. Bu hasarları daha detaylı incelersek dört temel sebebi bulunmaktadır. Bunlar mekanik etkiler, ısısal etkiler, su-nem etkisi ve fiziko-kimyasal etkilerdir.  Bu ana sebepler yapılarda ufak çaplı belirtiler gösterirler. Belirtiler göz ardı edilip gereken onarım yapılmazsa daha büyük hasarlara sebep olurlar. Bu hasarlar mimari açıdan ‘yapı fiziği’ problemleri olarak adlandırılır.

Yapı fiziği problemleri 

Saydığımız dört ana sebebin nasıl meydana geldiklerini inceleyelim.

Mekanik etkiler

Yapılarda oluşan çatlaklar mekanik etkilerdir. Çatlaklara sebep olan etkilerden bazıları; rüzgâr, zeminin genleşmesi, büzülmesi veya titreşmesi, dayanımı yetersiz malzeme seçimi, hatalı işçilik, kirişlerdeki aşırı sehim, aşırı yük ve kardır. Yapının tasarım kusurları da çatlağa sebep olabilmektedir. Yapılarda en yaygın karşılaşılan problemlerdendir.

Isısal etkiler

Yapıların özelliklerinden biri de yerleşim yerini, dış sıcaklık koşullarından izole etmektir. Bu izolasyonu sağlayan en önemli faktör ısısal yalıtım olmasa dahi çevreleyen yapı kabuğudur. Yalıtım uygulamasıyla ısısal direnç daha da artırılabilir.

Isısal izolasyonun yeterli düzeyde sağlanamaması durumunda yapıda tahribat meydana gelir. Sıcaklık farkından dolayı meydana gelen genleşmeler ve büzülmeler malzemede yorulmaya yol açar. Bununla birlikte insan konforunu da zedelemektedir. İyi bir izolasyon yapının dayanıklılığını artırır, insanın konfor ve sağlığını korur ve enerji tasarrufunu büyük ölçüde sağlamış olur.

Su-nem etkisi

Su ve nem; yapıda kabarma, çürüme yapabileceği ve küf gibi sağlıksız koşullar oluşturabileceği için hem zamanla yapının dayanımını azaltır hem de insan sağlığına ve konforuna zararlı ortam oluşmasına neden olur. Yapı elemanları içindeki nem hareketi infıltrasyon, kapilarite etkisi ve buhar difüzyonu olmak üzere üç şekilde gerçekleşir.

İnfiltrasyon rüzgâr sonucu oluşur. Rüzgârın çatlaklardan ve deliklerden çıkışı esnasında içindeki nemin bir kısmının bu çatlakta yoğuşarak birikmesiyle olur.

Kapilarite etkisi gözenekli malzemenin suya doyan kısmındaki suyun kılcallık etkisiyle dikey olarak yükselmesidir.

Buhar difüzyonu su buharının yüksek basınçlı ortamdan düşük basınçlı ortama yapı elemanının içerisinden geçmesiyle oluşur. Kış aylarında yapı içerisindeki buhar sıcak iç ortamdan yapı elemanından geçerek dışarıdaki soğuk ortama ulaşır. Yaz aylarında ise tam tersi gerçekleşir.

Bu nem hareketlerinin önüne geçmek için gerekli yerlere gerekli türde su yalıtımı uygulamamız ve ortamdaki nemi belli düzeyde tutmamız gerekmektedir.

Fiziko-kimyasal etkiler

Güneş, yangın, korozyon, çiçeklenme (yosunlanma) vb. kimyasal olaylar fiziko-kimyasal etkilerdir. Bu etkiler -yangın hariç- zamanla yapıda deformasyona sebep olurlar. Yangın zamandan bağımsız bir olaydır. Yangın riski yüksek yerlerde yangına dayanıklılığı fazla olan malzemeler kullanmalıyız.

Güneş, yapı malzemesinde ısıl gerilme, kırılma/çatlama, renk solması gibi deformasyonlara sebep olur. Günümüzde güneş enerjisinden faydalanılmaktadır.

Korozyon; metal veya alaşımın oksitlenmesiyle fiziksel ve kimyasal yapısının bozulması durumudur. Bunun için nem ve oksijen gereklidir. Betonun suya maruz kalması durumunda içindeki demirin korozyona uğrama ihtimali artar. Korozyona uğrayan demir paslanır ve betonla arasındaki aderans bozulur. Bunun sonucunda betonun dayanımı azalır. Kaliteli malzeme ve düzgün işçilik ile bu deformasyonu minimuma indirebiliriz. Demiri katotlaştırarak veya demire kaplama yaparak korozyondan koruma sağlayabiliriz. Ulaşılabilir yerlerdeki pas lekelerini %10’luk CrCl2 ile yıkayarak giderebiliriz.

Havada ve sularda bulunan asit ve sülfatlar yapılarda kirlenmeye ve çiçeklenmeye (yosunlanma) sebep olabilirler. Buna engel olmak için tuğlayı nemli ve ıslanabilecek yerlerde kullanmamalıyız. Bununla birlikte harç içine %2 oranında CaCl2 ilave ederek korumayı artırabiliriz. Çiçeklenmeleri su ve seyreltik HCL asidi ile temizleyebiliriz. Yapılarda rastlanılan en yaygın fiziko-kimyasal etkiler korozyon ve çiçeklenmedir. Bunun için doğru ve kaliteli malzeme seçimine dikkat etmeliyiz.

Hazırlayan: İnş. Müh. (Stu) M. Hatip ÇETİN
e-posta: mehmethatipcetin25@gmail.com

Abone Listemize Kaydolun
inşaPORT Mail Aboneliği

Posta listemize abone olun ve e-posta gelen kutunuzda ilginç şeyler ve güncellemeler alın.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.