İnşaat Sektörünün Öksüz Çocuğu Elektrik!

0
449
-Article Top-
- Advertisement -

İnşaat sektöründe olan tüm arkadaşlarım bilir esnek mesai kavramını. Gecesi gündüzüne karışır şantiyecinin. Hafta sonu olmaz, özel programları aksar. Hayatını işi şekillendirir. Gelişmiş ülkelerdeki gibi insanlar yaşayabilmek için çalışmaz da, sanki çalışmak için yaşar! Ancak bir de belirsiz mesai diye bir kavram var o da biz elektrikçilere özeldir diye düşünüyorum. İstisnalar kaideyi bozmamakla beraber elektrikçinin mesaisi çok zaman hangi şantiyede başlar hangi şantiyede biter bilinmez!

Sektörün bir parçası, hem de çok önemli bir parçası olmasına rağmen her zaman ikinci planda kalan elektrik uygulamaları maalesef birçok projede sadece sorunlar yaşanmaya başlayınca ciddiye alınır. Söz gelimi tabliye betonu dökülecek. Hepinizin bildiği üzere elektrik ekipleri statik topraklama tesisatından sonra kaba inşaat boyunca yalnızca tabliye betonu için uğrar şantiyeye birçok projede, tabii haber verilirse! Elektrik işlerini yaptığım onlarca şantiyeden ya bir ya da iki tanesi bana tabliye betonu için iki gün önce program için haber verirdi onlar da ya demirciden ya da betondan dolayı aksardı. Herkesi bekledi bu şantiye, bir tek elektrikçi kaçmak zorunda kaldı gelenlerden. “Beton gelecek çabuk ol”, “Saat 2’de kirişleri indireceğiz acil gelmeniz lazım” vesaire vesaire… Toparlayabilirsek ekip toparlayıp müdahale ederdik, edemezsek “Rahmetliyi nasıl bilirdiniz ?…” Planşe (tabliye içine gömülen borulama) yapılmadan dökülen o kadar çok tabliye gördüm ki. Sonra ne mi oluyor? Kirişlere boru için kanal açan USTA’lardan tutun da, üst katın zemininden yapılan alt kat aydınlatmaları ve daha birçok saçma imalatla karşı karşıya kalıyoruz.

Her disiplinde olduğu gibi elektrik disiplininde de “bilmemek ayıp değil, bilmediğini göstermek ayıp” mantığıyla bizim sektörde yaygın kullanılan tabirle cebine yan keskiyi, kontrol kalemini takan elektrikçi zannediyor kendini ve o gördüğünüz saçma imalatların fikir babası oluyor. O da ayrı bir tez konusu!

Bir diğer sıkıntı da disiplinler arası koordinasyon. Biz Türkler kendi işinden başka tüm işlerin önemsiz hatta neredeyse gereksiz olduğunu düşünen insanlarız desem inanın abartmış olmam. Öyle manzaralarla karşılaştım ki . Boyacısı acil durum armatürlerini boyar, mekanikçisi kablo tavalarını delip içinden hidrant hattı geçirir, sıvacısı anahtar ve priz kasalarını sıvar hatta fayansçısı da üstüne bir güzel fayans döşer. O yüzdendir ki bizim sağlam ustaların dakunma duyusu ve kulakları iyi olmazsa usta sayılmaz. Şöyle okşayacak duvarı ve şak diye bulacak kasanın yerini, tık tık edecek  kulağını duvara yapıştıracak ve ultrasonik dalgalarla kasa yeri tespit edecek. Ha yok mu elektrikçinin hiç kabahati? Var tabii herkes işini takip edecek çünkü burası Türkiye. Bizde disiplinler arası koordinasyon toplantısı olmaz. Bizde iş programları sadece klasörde dursun diye hazırlanır.

Velhasılıkelam biz bir arada çalışmayı beceremiyoruz. Onun için Proje müdürlerinin yükü her ülkedekinden fazladır güzel ülkemde.

İşimiz çok kolay değil belki ama daha da zorlaştırmak için herkes elinden geleni yapıyor inanın!

Herkese kolaylıklar diliyorum.

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.