Merhaba değerli arkadaşlar. Bu yazımda Avrupa ülkelerinde çok kullanılan ve neredeyse zorunlu hale gelen fakat ülkemizde kullanımı yeni yaygınlaşan bir şirket organizasyon sisteminden bahsedeceğim. Nasıl kullanılmaya başlandığını ve ne aşamalardan geçerek günümüzdeki halini aldığını, kullanımımız esnasında bize getirilerinin neler olacağından bahsedeceğim. Okuyucularıma faydalı olacağına inanıyorum.

ERP ne demektir?

Üretim olgusu insanla birlikte başlar. İnsan, hayatını sürdürebilmek için daima bir şeyler üretebilmenin uğraşıları içinde olmuştur. Göçebelikten yerleşik döneme geçiş, TARIM DEVRİMİ, üretim işlevini büyük ölçüde etkilemiştir. Esas dönüm noktası ise BİRİNCİ SANAYİ DEVRİMİDİR . Buhar makinesinin  keşfi üretimde yepyeni ufukların açılmasına neden olan  İnsan önce, daha çok üretebilmeyi amaçlamıştır. Ancak ekonomilerdeki gelişim ve rekabet yalnızca daha çok üretebilmenin yeterli olmadığını göstermiştir. Amaç günün koşulları içinde değişmektedir. Verimli üretmek, kaliteli üretmek sonunda müşteriyi tatmin eden üretime sıra gelmiştir.

Önceleri, üretim işlevinin gerçekleştirildiği atölyelerde MAKİNA, İNSAN ve MALZEME arasındaki ilişkiler ele alınmış, üretim işlevinin (process) iyileştirilmesine çalışılmıştır. A. Smith’in iş bölümü (ihtisaslaşma) ile başlayan  gelişim, C. Babbage ve Taylor ile devam etmiş, Ford’un seri üretimine gelinmiştir. Bu dönemin özelliği, ihtisaslaşma, iş basitleştirmesi, zaman – hareket etütleri, standartlaşma yöntemleri ile kitle (seri) üretimi gerçekleştirmek ve verimliliği arttırmaktır. Bu akım arzın yönlendirdiği bir endüstri (Push by the Industry) doğurmuş ve Fordism olarak adlandırılmıştır.

Diğer taraftan üretim  makinelerini geliştirerek üretim işlevini iyileştirme ayrı bir çığır açmıştır. Bilgi teknolojileri ve elektronikteki hızlı gelişmeler, makinelerin yönetimini konu alan NC (Numeric Control)` a büyük ivme kazandırmış, PLC ve CNC aşamaları idrak edilmiş, bunlar da yetmemiş, CAD/CAM ve kendi kendini yönetebilen sanayi robotlarına gelinmiş, üretimde otomasyon dönemi başlamıştır. Fordism’in getirdiği “Push by the Industry”, 1980’lere doğru önemini yitirmeye başlamış, talebin yön verdiği ‘Pull by the Customer’ kavramı üretim endüstrisinde öne çıkmış ve bu döneme de  POST – FORDISM adı yakıştırılmıştır. Müşteri arzu ve talepleri doğrultusunda üretim esas olmaktadır. Diğer bir deyişle, DOĞRU ÜRÜNÜ, DOĞRU ZAMANDA ve DOĞRU FİYATLA müşteriye ulaştırmak, üretimin amacını oluşturmaktadır.Bütün bu gelişmeler göstermiştir ki, üretim süreci yalnızca atölyelerde MAKİNA – İNSAN – MALZEME arasında geçen, dar bir alan “proseslerin” den ibaret değildir.

Yine görülmüştür ki, bir ürünü gerçekleştirmede yalnızca üretim süreci değil, diğer süreçlerin de etkisi vardır, ve bu süreçlerin entegre ve koordineli bir şekilde yönetimi gerekmektedir.Üretim sürecini etkileyen süreçlere örnek olarak Üretim Planlama, Malzeme Yönetimi, Kapasite Planlama, Maliyet, Ürün Tasarımı gösterilebilir. Önemli olan bütün bu süreçlerin, üretim süreci ile birlikte entegre ve uyumlu bir biçimde yönetilebilmeleridir. Doğru ürüne ancak bu şekilde ulaşılabilecektir. Bu noktada Üretim Yönetimi kavramı ile karşılaşmaktayız. Yukarıda sözü edilen bütün süreçlerin (üretim süreci dahil) birlikte yönetimi “ÜRETİM YÖNETİMİ” olarak tanımlanmaktadır. Üretim Yönetimi kavramı, bu işlevi en iyi başarabilme arayışlarını da haklı olarak beraberinde getirmiş ve  “Üretim Yönetim Sistemleri”  adı altında çeşitli yaklaşımların doğmasına neden olmuştur. Üretim Yönetim Sistemlerinin gelişmesine en büyük etken Bilgi Teknolojileridir. Bilgi teknolojilerindeki gelişmeler doğrultusunda Üretim Yönetim Sistemleri de gelişmiştir. Üretim Yönetim Sistemleri, Bilgi teknolojilerinde entegre  (bütünleşik)  MIS  sistemleri olarak tasarlanmışlardır. Önceleri, kuruluşlar kendi Üretim Yönetim gereksinimlerini karşılayabilecek MIS sistemlerini geliştirmişlerdir. Bunları ya kendi elemanlarına veya dış firmalara yaptırmışlardır.Yazılım endüstrisindeki gelişim, çeşitli konularda hazır yazılım paketleri üretimini gündeme getirince, Üretim Yönetim Sistemleri de hazır paket yazılımlar olarak üretilmeye başlanmıştır.

 – 1970‘lerde PCS (Production Control System – Üretim Kontrol Sistemi) olarak ifade edilmişlerdir. Bourrughs firması PCSI, II, III olarak üç versiyon çıkarmıştır. Bu dönemde IBM‘in COPICS’ide önemli paketler arasındadır.

 – 1980 ‘ lerde MRP gündeme gelmiştir. MRP‘nin iki açınımı vardır ;

a) MRP (Material Requirement Planning – Malzeme İhtiyaç Planlaması ) Kuşkusuz bu Üretim Yönetiminin içinde bulunacak bir husustur.

b) MRP (Manufacturing Resource Planning – Üretim Kaynak Planlaması) MRPII olarak belirtilmektedir.

 – 1990‘larda ERP (Enterprice Resource Planning – Kurumsal Kaynak Planlamasına) ye dönüşmüştür. PCS‘ten ERP‘ye dönüşümün temelini kapsam genişlemesi oluşturur. PCS‘te üretim süreci ile en yakından ilgili (Malzeme, Ürün Ağacı, Üretim Planlama gibi) süreçler entegre pakete dahil edilmiştir. MRPII de kapsam  daha genişletilmiş diğer ikinci derecede (Kalite, Bakım gibi) ilgili süreçler, ERP‘de ise hemen hemen bütün süreçler (finans, insan kaynakları gibi) içerilmiştir.Dikkat edilirse, görülecektir ki “Üretim Yönetim Sistemi” paketlerinin gelişimi giderek kuruluşu, dikey ve yatay olmak üzere iki boyutta kapsayacak bir biçime gelmiştir. Bütün süreçler giderek sistemin içine alınmaktadır. Bu ise, giderek ağırlaşan ve süreçleri artan uygulamaların devreye alınması demektir.

ERP sisteminin getirileri nelerdir?

– MIP ve diğer stok kontrol faaliyetleri ile etkin olarak stokların kontrol altına alınması ve optimum planlama yapılarak yarı  mamul ve mamul stoklarının azaltılması.  Stok azalmasına bağlı olarak stoka bağlanan sermaye, depolama maliyeti ve idari maliyetlerde azalma

– Tüm kaynakların (malzeme, makine, işçi, takım vb.)  en verimli kullanılmasının sağlanması ve buna bağlı olarak maliyetlerde azalma

– Satıcılar ve müşterilerle ilgili değerlemelerin ve istatistiksel analizlerin yapılabilmesi, ayrıca kar-zarar ve maliyet analizlerinin yapılabilmesi

– Değişken üretim koşullarına hızlı tepki verebilme, dolayısıyla rekabet gücünün arttırılması

– Kalitenin ve izlenebilirliğin sağlanması

– Her aşamada maliyetlendirme

– Simülasyon

– Firma düzeyinde ve firmalar arası entegrasyon ve haberleşmede iyileşme

– Satın almadan satışa kadar tüm faaliyetlerde kesin, doğru, zamanında cevaplar bulabilme

– Müşteri hizmetinde gelişme

– Tüm seviyelerde hız ve disiplinin sağlanması

– Yönetimin karar verme ve kontrol yeteneğinde gelişme

Bir sipariş düşünelim. Finans, ambar, üretim bu siparişle ilgili farklı işlemler yapacaktır. Her departmanın kendi fonksiyonları içerisinde özel yazılımları vardır. ERP tüm bu sistemleri tek bir veri tabanına bağlı, entegre bir yazılım sisteminde toplar, böylece tüm birimler bilgiyi kolayca ve tutarlı biçimde paylaşıp birbirleriyle daha iyi iletişim kurabilirler. Genel olarak bu sipariş, şirket içinde kağıda yazılmış halde, dosyalarla masadan masaya dolaşır, imzalanır, beklenir, unutulur. Farklı birimlerin farklı yazılımlarında kaydedilir, yeniden kaydedilir. Bunlar gecikmelere hatta siparişin kaybolmasına bile yol açabilir. Farklı sistemlerde yeniden girilmesi hatalara ve tutarsızlıklara yol açar. Bu siparişin hangi aşamada olduğunu istediğimiz anda öğrenmek mümkün değildir. Bunu öğrenmek için epey vakit harcamamız gerekir. Finans departmanında, üretim departmanında bekleyebilir veya sevk edilmek üzere olabilir. ERP kendi başına çalışan eski sistemleri tek bir yazılım haline dönüştürür. Burada finans, üretim, insan kaynakları, ambar, üretim modülleri vardır. Muhasebe, üretim, ambar hala kendilerine özgü sistemleri kullanmaya devam ederler fakat bu sistemler artık birbirine bağlanmıştır. Böylece bir siparişin durumunu ambar, üretim, muhasebe görebilir.

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

CEVAP YAZIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.