0
1833

Öylesi naif geleneklerimiz varken, zaman geçtikçe kendi öz değerlerimizden de uzaklaşır olduk. Modern çağa direnen, Türk sosyal hayatına yön veren geleneklerimiz, kültürümüz köklü bir tarihe dayanıyor aslında. Osmanlı Dönemi geleneklerin ve göreneklerin en etkin yaşandığı dönemlerden biriydi. O dönemin insanları hayatlarına bu şekilde yön verip, geleneklerine sıkı sıkıya riayet ederlerdi.

İnce bir düşüncenin eseri olan geleneklerimiz giderek bozularak, tozlu raflarda yerlerini almaya başlıyorken,  biz 90’ lı yılların çocukları olarak oysa ne kadar da şanslıymışız.. Bayramlarımız, düğünlerimiz, cenazelerimiz de gördüğümüz o adetlerimizi canlı canlı yaşaya bilirken, şahit olamadığımız o ince geleneklerimizi destansı bir şekilde ninelerimizin, dedelerimizin dilinden hayran hayran dinleyebildik.

Zaman geçtikçe insan bunların değerini daha çok anlıyor değil mi?

Bizi biz yapan ama unutulmaya yüz tutan veya unutulan o eski adetlerimizin ve eski nezaketimizi bugün hatırlanma günü..

Mumda ki Zarafet

Eskiden mumu veya lambayı yakmak, söndürmek gibi tabirler kullanılmazdı. Bu kelimelerin kaba olduğu düşünülür, lambayı uyandırmak ya da mumu dinlendirmek gibi ifadeler tercih edilirdi.

Kapı Tokmağı

Osmanlı’da kapılarda iki adet tokmak vardı. Erkek misafirler kalın, kadınlar ise ince ses çıkaran tokmağı kullanırlardı. Böylelikle ev halkı da kapıdaki misafir hakkında bilgi sahibi olur, ona göre karşılarlardı.

 

Kız İsteme

Kız istemeye geldiğinde damat adayının namaz kılıp kılmadığını anlamak için pantolonunun “diz izine” bakılırdı.

İftar Vakitleri

Osmanlı’da Ramazan’da halk, eşine-dostuna iftar vermeyi büyük bir ibadet kabul eder, misafir ağırlamak için çırpınırdı. Ramazan boyunca iftar vakitlerinde kapılar açık tutulurdu. Böylece yolda kalan ve ihtiyacı olan herkes istediği eve girer iftar sofrasına dâhil olurdu. Bunun için tanıdık olmaya gerek yoktu ve iftar için gelenin kim olduğu da asla sorulmazdı.

 

Türk Kahvesindeki Gizli Mesaj 

Eve bir misafir geldiğinde kahvenin yanında bir bardak su ikram edilirdi. Misafir eğer aç ise suyu, tok ise kahveyi içerdi. Ev sahibi böylece misafirin aç olup olmadığını hemen anlar ve sofra kurardı.

Penceredeki Çiçekler

Pencerenin önünde sarı çiçek varsa, ‘’ Bu evde hasta var. ‘’, ‘’ Evin önünde hatta bu sokakta gürültü yapma. ‘’ anlamına gelirdi. Pencerenin önünde kırmızı çiçek varsa, ‘’ Bu evde gelinlik çağına gelmiş, bekar kız var evin önünden geçerken konuşmalarına dikkat et ve küfür etme.’’ anlamına geliyordu.

‘’Ne kadar da güzelmiş o eski günler. ‘’ demeden alamıyor insan kendini doğrusu.

Abone Listemize Kaydolun
inşaPORT Mail Aboneliği

Posta listemize abone olun ve e-posta gelen kutunuzda ilginç şeyler ve güncellemeler alın.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

error: Content is protected !!

Abone Listemize Kaydolun
inşaPORT Mail Aboneliği

Posta listemize abone olun ve e-posta gelen kutunuzda ilginç şeyler ve güncellemeler alın.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.