İngiliz bilim insanları 1980’lerin ortasında Antarktika’nın yaklaşık 10 kilometre üzerindeki Ozon Tabakası ‘nın belirgin bir şekilde inceldiğini gözlemlemiş. Tabakaya zarar verdiği tespit edilen kimyasal maddelerin üretimini ve kullanımını uluslararası bir sözleşmeyle (Montreal Protokolü) sınırlandırmışlardır.

Antarktika üzerindeki Ozon Tabakası yüzeyindeki delik 1988’den bu yana en küçük seviyeye geriledi. Hatta kısa bir süre içerisinde tamamen kapanacağı söyleniyor. Tabakanın, dünyayı UV ışınlarına karşı koruyan bir kalkan olduğunu düşünürsek bu haber hiç de fena değil.

Fakat uzmanlar sevinmek için erken olduğu konusunda uyardı. Çünkü onlara göre İklim krizinin gezegenimiz üzerindeki etkisi konusunda artan farkındalığa rağmen, iyice daralan Antarktika ozon deliğinin bizim çabalarımızla pek de ilgisi yok. Onlar, yerkürenin 20 kilometre yüksekliğinde yer alan ozon tabakasındaki küçülmeye neden olarak stratosferdeki sıcaklık seviyesinin artışını gösteriyor.

Ozon Tabakası dahilindeki delik, kendi kendine kapanıyor.

Avrupa Birliği’nin Kopernik Atmosfer İzleme Servisi (CAMS) Başkanı Vincent-Henri Peuch, Euronews’e yaptığı açıklamada, Ağustos ayının sonunda stratosfer sıcaklığının ortalama 40 derecenin üzerinde olduğunu ifade etti. Bu ısı, kıtanın üzerinde bir soğuk hava alanı olan Antarktika kutup girdaplarını zayıflattı. Böylece sıcaklık, insan yapısı için kimyasal madde olan (kloroflorokarbon) CFC’lerin ozon tabakasına zarar vermesine engel oldu.

Birleşmiş Milletler (BM) 1987’de ozon deliğine neden olan kimyasalların kullanımını yasaklayan Montreal Protokolü’nden bu yana deliğin, her on yılda yüzde bir ila üç oranında küçüldüğünü tahmin ediyor.

Tabiki bu küçülmede özellikle 80’li yılların kabusu olan ozon deliğine karşı mücadelenin etkisi yok değil. Ancak atmosferdeki ozon tüketen maddelerin konsantrasyonu halen çok yüksek. Peuch, ozonu eriten klor ve konsantrasyonlarının sadece küçük miktarlarda azaldığını söyledi. Bunun yanında Peuch, 2050 veya 2060 yılından önce azalan gazların etkisini görmememiz pek mümkün değil, şeklinde konuştu.

Montreal Protokolü büyük bir başarıydı

1987’de imzalanan Montreal Protokolü ile stratosferik ozonun tükenmesine neden olan ve “ozon tüketen maddeler” olarak da bilinen kloroflorokarbonlar (CFC) ve hidrokloroflorokarbonlar (HCFC) yasaklanmıştı. Bu maddeler buzdolapları, klimalar, yangın söndürücü gibi aletlerde ve havacılık, tarım, elektronik gibi sektörlerde yaygın olarak kullanılan gazlardı.

Vincent-Henri Peuch ise “o dönemde CFC’lerin yasaklanması oldukça kolaydı; çünkü çok az sayıda şirket onları kullanıyordu ve alternatifleri çoktu, diyor.”Uzmanların da dediği gibi, CFC’lerin kullanımı yasaklandı belki ama sera gazları her yerden geliyor hatta yenilenebilir enerji de tabakaya zarar veriyor.

Gezegeni korumaya yönelik çabalar gelecekte de devam edecek

Kısaca diyebiliriz ki, ozon deliğindeki küçülmede büyük oranda doğal süreç daha etkili. Tabi bu, insanlığın zararlı kimyasalların üretimini ve kullanımını durdurmak için küresel çapta gösterdiği çabalardan vazgeçmesi anlamına gelmiyor. Şimdiye kadar kaydedilen çabalar bile büyük başarı. Fakat gezegeni korumak adına sürdürülen mücadele oldukça uzun ve sabır getiriyor. Bu gezegende yaşayan her bireye de büyük görevler düşüyor.

Delinen ozon tabakası kendini onarıyor.” başlıklı haber euronews.com sitesinde 08/11/2019 tarihinde yayınlamıştır.

Düzenleyen: İnş. Müh. (stu) Büşra Kurt
e-posta: busra.beu10@gmail.com

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yaklaşan Etkinlik







CEVAP YAZIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.