Konut satışlarındaki durgunluktan ‘kat karşılığı’ da nasibini aldı

Bağdat Caddesi’nde daha önce arsa sahipleri arsa bedeli olarak müteahhitten binanın yüzde 82'sini talep ederken, bu oran yüzde 65 seviyesine kadar indi.

0
2247
- Advertisement -

Konut sektöründe yaşanan durgunluk konut üreticilerinin en çok şikayet ettiği maliyetlerin başında gelen ‘arsa fiyatları’nı da etkiledi. Konutta yeni yatırımların azalması, fiyatların enflasyonun oldukça altında bir artış ile seyretmesi dolaylı olarak arsa fiyatlarında da değişim yarattı. Lüks cadde ve ilçelerdeki arsa fiyatları belirgin bir şekilde düşüş gösterirken, diğer yerlerdeki artış oldukça sınırlı kaldı.

TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya, DÜNYA’ya yaptığı açıklamada, “Türkiye’de genelde konut yapış metodumuzda nakit arsa alımı çok tercih edilen bir yol olmadığı için arsaların reel değer artışını izlemek oldukça zor. Hasılat paylaşım ve kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ile konut geliştirmenin yaygın olması, nakit el değiştirme sayısının azlığı arsa değerlerindeki değişimi izlemeye çok fırsat vermese de oranlardaki değişim bu yıl belirgin olarak görülüyor” ifadelerini kullandı.

“Bu dönemde arsa değerlerindeki artış geçtiğimiz yıllardakine benzer bir performans göstermiyor” diyen Maya, “Dolar bazlı olan piyasalarda TL’ye dönüş, konut fiyatlarındaki artışın geçtiğimiz yıllara kıyasla azalması ve yeni proje sayılarındaki düşüş arsa değerlerini de etkiliyor. Şu anda arsa fiyatlarındaki artış aynı konut fiyatlarındaki gibi kısmi gerçekleşiyor” dedi.

Lüks caddelerde düşüş var

Maya yaptıkları inceleme sonucunda Bağdat Caddesi’nde arsa değerinde düşüş gördüklerini bildirerek, “Önceki dönem konutların çok yüksek bedellerle satılacağı öngörüsü ve yanlış fizibiliteler nedeniyle Bağdat Caddesi civarında geçtiğimiz yıllarda yüzde 82’ler mertebesine kadar çıkan kat karşılığı oranları, bugün artık normal seviyelerine geri geldi. Bu seviye de yüzde 65 ve yüzde 70 arası… Bu da aslında dolaylı olarak arsa değerinin de düşmesi anlamına geliyor” bilgilerini paylaştı.

Maya’nın paylaştığı bilgilere göre, Bağdat Caddesi’nde arsası olan bir yatırımcı, kat karşılığı müteahhitte verdiği evinden -eğer 10 daire yapılacaksa- önceki yıla göre 1,5 dairesini kaybediyor. Bu da fiyat düşüklüğü ve satış azlığı nedeniyle neredeyse başa baş oluyor.

Çelikte yaralar Batı Afrika’da sarılacak

En önemli iki pazarı ABD ve AB’de ‘korumacılık’ darbesi yiyen Türk çelik sektörü, Batı Afrika ve Sahraaltı’na açılmayı planlıyor. Sektör bu iki bölgeye yapacakları tarifeli hat seferleri ile ithalatçının da maliyetini 60 dolar düşürmeyi hedefliyor.

Dünyanın sekizinci büyük çelik üreticisi konumundaki Türkiye jeopolitik gelişmeler nedeniyle son yıllarda Ortadoğu’da yaşadığı sert ihracat düşüşünün ardından, ticaret savaşları ve korumacı önlemler nedeniyle ABD ve AB’de de pazar kaybı riski ile karşı karşıya kalırken; sektör temsilcileri yılın ilk altı ayında alarm vermeye başlayan ihracat rakamları için harekete geçti.

Çelik Dış Ticaret Derneği çatısı altında geliştirilen proje kapsamında ilk etapta 1 milyon dolar sermayeli bir şirket kuracak olan çelik ihracatçıları, büyük potansiyeli bulunan ancak yüksek nakliye maliyetleri nedeniyle Türk çelik ürünlerinin rekabette geri kaldığı Batı Afrika ve Sahra altı Afrika gibi bölgelere “tarifeli hat seferleri” başlatacak.

Ekinci’nin verdiği bilgiye göre, Türkiye’nin Batı Afrika’ya çelik ihracatı 2017’de 510 bin ton olarak gerçekleşti

Bu sayede yüksek konteynır ücretlerinden kurtulup nakliye maliyetlerini 3’te 2 oranında düşürmeyi öngören sektör temsilcileri, fiyat avantajı elde ederek bu bölgede şu anda yüzde 5’in altında bulunan pazar paylarını da yüzde 15’lere çıkarmayı amaçlıyor.

“Tarifeli hat seferlerindeki en önemli amacımız, kâr etmekten ziyade ihracatın artması için ihracatçılarımızın rekabet edilebilir fiyat vermelerini sağlamak. Önemli bir unsur da, dış ticareti zorlayan ABD ve AB gibi ülkeler için ihracat ürünlerimize alternatif pazarlar oluşturmak” diyen Çelik Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, Türkiye’nin diğer pazarlardaki varlığını artırarak temel pazarlardaki risklerini minimize etmek istediklerini belirtiyor.

Reuters ile yaptığı söyleşide, ilk etapta 1 milyon dolar sermayeli ve çok ortaklı bir şirket kuracaklarını belirten Ekinci; “time charter” sistemi ile bu ülkelere tarifeli seferler gerçekleştireceklerini söyledi.

Geminin kaptan ve personeliyle birlikte belli bir süre için armatörlerden kiralanması işlemi “time charter” olarak adlandırılıyor.

Batı Afrika sonrası hedef Güney Amerika

İlk etapta hedefledikleri pazarın Batı Afrika ve Sahraaltı ülkeleri olduğunu belirten Ekinci, “Bu ülkelerin tükettikleri ürün çeşitlerine baktığımızda, inşaat demiri, boru gibi bizim üretim kabiliyetimizde olan ürünler. Dolayısıyla bu ülkeler, şansımız olan pazarlar. Bu nedenle ilk etapta çalıştığımız pazar Batı Afrika” dedi ve ekledi:

“Vizyon olarak ise daha büyük bir proje. Batı Afrika’dan sonra vizyonumuzda Karayipler de var, Güney Amerika da var, Güneydoğu Asya da var.”

Çelik ihracatındaki yön endişelendiriyor

Türkiye’nin çelik ihracatı bu yılın ilk altı ayında yüzde yüzde 2.5 geriledi.

Jeopolitik gelişmeler nedeniyle Ortadoğu’da halihazırda ihracat kayıpları yaşan Türkiye’nin Ortadoğu’ya ihracatı 2017’de yüzde 23 düşüşle 4.1 milyon tona gerilemişti.

Türkiye şimdi de en büyük ihracat pazarlarından ABD’nin çelik ithalatına getirdiği yüzde 25 vergi ve AB’nin başlattığı kota uygulamasının ardından en büyük diğer iki pazarında da ihracat kaybı tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor.

Türkiye’nin çelik ihracatı yaptığı bölgeler arasında 2017 yılında Avrupa Birliği 5.6 milyon ton ile ilk sırada yer alırken; bunu 4.1 milyon ton ile Ortadoğu, 2.2 milyon ton ile de Kuzey Amerika ülkeleri izledi.

Nakliye maliyetinde en az 60 dolar kazanç

Ticaret savaşları ve korumacı önlemler nedeniyle Türkiye’nin temel ihracat pazarlarındaki daralma tehdidine karşı diğer pazarlardaki etkinliğini artırmak istediklerini belirten Ekinci, “Potansiyeli yüksek olan ama çok az pay aldığımız pazarlardaki varlığımızı artırmak için buralara hat seferleri yapmak istiyoruz. Mevcut durumda ürünlerimiz konteynırlarla gidiyor, ancak konteynır çok maliyetli. Biz çok ortaklı bir şirket kurup tarifeli hat seferleri yaparak o ülkelere devamlı mal gönderme yoluna gideceğiz” şeklinde konuştu.

Ekinci, “Şu anda konteynırlar doldukça mal gönderiyoruz. Bu da hem zaman yönünden, hem de maliyet yönünden kayıp. Bizim yöntemimizle maliyet düşecek. Konteynırla gittiğinde ithalatçıya maliyeti 90 doları geçip 100 dolara yaklaşıyor. Bizim yaptığımız hesaplamalara göre, biz tarifeli hat seferi ile 30 doların biraz üzerinde bir maliyetle götüreceğiz. Böylece ürün maliyetlerini düşürerek rekabet avantajı sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Ekinci, nakliye kaynaklı fiyat dezavantajı yaşadıkları Batı Afrika’da söz konusu proje ile birlikte Türk çelik ürünlerinin yüzde 5’in altında olan pazar payını yüzde 15’e çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

Ekinci, tarifeli seferler düzenleyecek şirketin kuruluşunun bu yıl içinde tamamlanacağını; ancak projenin ihracat pazarlarında duyurulması ve tanıtım çalışmaları nedeniyle ilk sevkiyatın yapılmasının 2019’un ilk çeyreğini bulacağını söyledi.

Ekinci, zaman içinde çimento, un ve makarna gibi potansiyeli bulunan bazı ürünlerin de bu proje kapsamına dahil edilebileceğini söyledi.

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.