Beyazıt Meydanı, Türkiye’nin en ünlü mimarlarından Turgut Cansever’in 1960 yılında gerçekleştirilen yarışmada kazandığı proje temel alınarak düzenlenecek.

Turgut Cansever’in 1960’lı yıllarda hazırladığı bu ödüllü projesinin tam adı “Beyazıt Meydanı Yayalaştırma ve Düzenleme Projesi”dir. Mimar Cansever, çizdiği tasarımın özelliğini kendi ifadesiyle şöyle anlatmıştı:
“Büyük bir heyetin tetkikine sunulan projelerden, hazırlamış olduğum ve meydanı tamamen insanlara hizmet edecek bir yaya alan haline dönüştüren, üniversite yapıları ile cami arasındaki yön çelişkisini cami-kıble doğrultusunu hakim hale getirerek ve bu yöne uyarak, camiyi yücelterek çözümleyen teklifim tercih edildi.”

Cansever, sonraki yıllarda tasarım ve yeniden inşa sırasında yaşadıklarını anlattığı hatıralarında şunları ifade etmişti:
“Beyazıd Meydanı geçen asır başından evvel şehrin önemli idari merkezi olan Eski Saray ile Beyazıd Külliyesi arasında, en önemli toplantı alanlarından birisiydi. Geçen asrın ikinci yarısında Eski Sarayın, saray duvarlarının yıkılıp yerine Harbiye Nezareti binası ve giriş kapısı inşa edilirken bütün bu tesisler, geleneksel değerlerin reddedilişinin bir sembolü olarak, cami-kıble yönünden 45 derece farklı yerleştirilmişti.
Sayısız Mimari Abide Yıkıldı
Yeni düzenlemede meydanın ortasında bir oval-beyzi havuz yer alıyor ve bu havuz (Eski Harbiye Nazareti Kapısı) üniversite kapısı ile cami akslarının farklarından doğan çelişkiyi bir ölçüye kadar çözümlüyordu. 1957’de karayolu mühendislerinin yönetimi altında tarihi şehirde sayısız mimari abide yıkılıp yeni yollar açılırken Beyazıd Meydanı da tahrip edilerek, yol ve meydan seviyeleri değiştirilerek bir karayolu kavşağı haline sokuldu.
Tarihi Meydan Tamamen Yok Ediliyordu
Harbiye Nezareti aksı istikametinde bir yol meydanı kat ediyor, iki yanında ağaç dizileri ve dükkanlar yerleşerek tarihi meydanı tamamen yok ediyordu. 1926 ‘da İstanbul’un kurtuluşundan sonra, şehirde yapılan ilk önemli iş olarak meydanı işgal eden yol ve dükkanlar kaldırıldı. İstanbul Belediyesi’nin o yıllardaki yetkilileri ile Karayolları mühendislerinin bu felaketli, çirkin uygulamalarının yarattığı tepki üzerine Prof. Högg, Prof. Piccinato ve Prof. Sedad H. Eldem yeni proje çalışmaları yaptılar.
Cansever’in Projesi Seçildi
Büyük bir heyetin tetkikine sunulan projelerden, hazırlamış olduğum ve meydanı tamamen insanlara hizmet edecek bir yaya alanı haline dönüştüren, üniversite yapıları ile cami arasındaki yön çelişkisini cami-kıble doğrultusunu hakim hale getirerek ve bu yöne uyarak, camiyi yücelterek çözümleyen teklifim tercih edilerek seçildi.”
Peki ülkemizdeki birkaç ilkin sahibi, kıymetli Mimar Turgut Cansever kimdir?
Turgut Cansever 1 Ocak 1921’de Antalya’da dünyaya gelir. Babası tıbbiyeli Doktor Hasan Ferid Bey, annesi Kız Öğretmen Okulu’nun ilk mezunlarından Hatice Samime Hanım’dır. Cansever ilk öğrenim yıllarını Ankara ve Bursa’da geçirir. Galatasaray Lisesi’nde öğrenimine devam eder.
Mimar Cansever yüksek öğrenimi için İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde (bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Mimarlık Bölümü’nde okur ve burayı 1946’da bitirir. Bir süre hocası Sedat Hakkı Eldem’in asistanlığını yapar ve 1949 tarihli doktora teziyle bir ilki gerçekleştirir. Turgut Cansever bu yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde ‘’Selçuk ve Osmanlı Mimarisinde Üslup Gelişmeleri: Türk Sütun Başlıkları’’ adlı doktorasını tamamlayarak, Türkiye’de sanat tarihi alanında yapılan ilk doktorayı hazırlamış olur. Kendisi ayrıca ülkemizde doktora yapan ilk mimar olarak da bilinir.
Turgut Cansever henüz 1951’deyken kendi mimarlık ofisini de kurmayı başarır. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi’nde iki eğitim dönemi boyunca proje yöneticiliği yapar. 1974’te İmar ve İskan Bakanlığı Danışmanlığı ve İstanbul Metropol Planlama Dairesi Başkanlığı görevlerini icra eder. 1975 ila 80 arasında İstanbul Belediyesi’ne danışmanlık yapar. 1983’te ise Mekke Üniversitesi’ne giderek eğitim programı hazırlayan heyetin danışmanlarından biri olur.
Turgut Cansever’in bilindiği kadarıyla seksen yedi projesi vardır. “Sâdullah Paşa Yalısı Restorasyonu” (İstanbul 1949-1951), “Anadolu Kulübü Oteli” , bunlardan birkaçıdır.
Ağa Han Ödüllü Projeleri
Dünyada üç kez Ağa Han Ödülü’nü alabilen tek mimar olmasını sağlayan çalışmaları: “Türk Tarih Kurumu” (Ankara 1951-1967), “Ahmet Ertegün Evi” (Bodrum-Muğla 1971-1973) ve “Demir Tatil Köyü” (Bodrum-Muğla 1983-) projeleridir. 1990’da II. Ulusal Mimarlık Ödülleri kapsamında verilen Büyük Ödül, 2005’te Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından her yıl verilen Kültür ve Sanat Büyük Ödül de Cansever’e layık görülür.
Bu haber SuperHaber sitesinde 16 Ağustos tarihinde yayımlanmıştır.
Düzenleyen: Mimar (Stu) Nihal Gezer e-posta: nihalgezer11@gmail.com
Abone Listemize Kaydolun
inşaPORT Mail Aboneliği
Posta listemize abone olun ve e-posta gelen kutunuzda ilginç şeyler ve güncellemeler alın.
Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.
Bir şeyler yanlış gitti.







