Statik projeye esas teşkil eden zemin ve temel etüdü raporunun hazırlanmasında Jeofizik ve Jeoloji Mühendislerine Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ile verilen yetkilerin yürütmesi Danıştay 6. Dairesi tarafından durdurulmuştur.

3 Temmuz 2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde 3 ay gibi kısa bir süre sonra değişiklik yapılmıştı. Yapılan değişikliğin temelinde ise zeminin taşıma gücü ve emniyet gerilmelerinin hesabı olmaktadır. Yönetmeliğin ilk yayımlandığı tarihte dahi Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği Derneği (ZMGM) bu konuda duyduğu rahatsızlığı ilgili yerlere iletmiş olsa da sonuç alamamıştı. Bu süreci hukuki boyuta taşıyarak Çevre ve şehircilik Bakanlığına dava açmışlardır.

Davaya Konu Yönetmelik Maddeleri

Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. Maddesinde;

(6) Statik proje; mimari projeye ve zemin ve temel etüdü raporuna uygun olarak, ilgili mevzuat çerçevesinde inşaat mühendislerince hazırlanan, ölçekleri yapının büyüklüğüne ve özelliğine göre belirlenen, betonarme, yığma, çelik ve benzeri yapıların türlerine göre taşıyıcı sistemlerini gösteren, bodrum kat dâhil olmak üzere bütün kat planları, çatı planları, iskele sistemi ile bunların kesitleri, detayları ve hesaplarıdır.

a) Statik projeye esas teşkil edecek zemin ve temel etüdü raporu;

1)  (Değişik:RG-30/9/2017- 30196)  Yer altının dinamik esneklik direnişleri ve yerin dayanımı, taşıma gücü, yer altı suyu varlığı, yer altı yapısı, deprem bölgelenmesi, yer kırıklıklarının hareketleri, oturma, sıvılaşma ve yer kaymalarının boyutları gibi zeminin fizikî özelliklerini belirleyen çalışmalar yönünden jeofizik mühendislerince,

2)  Sondajlar, arazi çalışmaları, zemin ve kaya mekaniği, laboratuvar deneylerini ihtiva eden zemin-yapı etkileşiminin analizinde kullanılacak temel-zemin, zemin profili ve zemini oluşturan birimlerin fizikî ve mekanik özelliklerini konu alan çalışmalar yönünden jeoloji mühendislerince,

3)  (Değişik:RG-30/9/2017- 30196) (2)  Zemin mekaniği, zemin dinamiği ve zemin emniyet gerilmesi hesaplaması gibi çalışmalar yönünden inşaat ve jeoloji mühendislerince,

ZMGM Derneğinin Büyük Başarısı

Temelleri 1947 yılana dayanan ve günümüze kadar gelen ZMGM Derneği bu davada geri adım atmayıp, neredeyse 2 yıl süren bu süreci titizlikle takip etmiş ve üyelerinin haklarını savunmuştur. Derneği ve destekçilerini tebrik ederiz.

Danıştay 6. Dairesinin Kararı

Danıştay 6. Dairesinin 2017/7639 esasında açılan davada, 28/05/2020 tarihli Karar ile;

“30.09.2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinin 1. ve 3. alt bentlerinin yürütmesinin durdurulması isteminin kabulüne, 03.07.2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinin 2. alt bendinin yürütmesinin durdurulması isteminin reddine” 

karar verilmiştir. Alınan bu karar ile jeofizik ve jeoloji mühendislerine verilen yetkiler (taşıma gücü, zemin emniyet gerilmesi, sıvılaşma vb. hesaplamalarda) alınmıştır. Mayıs ayında Danıştay 6. Dairesi tarafından alınan kararı da geçtiğimiz günlerde Bakanlık yapı ruhsatı düzenlemeye yetkili tüm idarelere bildirmiştir.

Abone Listemize Kaydolun
inşaPORT Mail Aboneliği

Posta listemize abone olun ve e-posta gelen kutunuzda ilginç şeyler ve güncellemeler alın.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

6 YORUMLAR

  1. “Danıştay, Jeofizik ve Jeoloji Mühendislerine verilen yetkilerin yürütmesini durdurdu” şeklinde yaptığınız bu haber karar metni ile çelişiyor. Kararda 57/6. maddenin “1. ve 3. alt bentlerinin yürütmesinin durdurulması isteminin kabulüne” yazılmış. Tamam 1. madde Jeofizik Mühendisliği ile ilgili. Peki 3. madde hangi mühendislik ile ilgili? Jeoloji ve İnşaat Mühendisliği! Bu durumda 57.madde 6. fıkranın alt 3. bendinin iptali ile İnşaat Mühendislerinin de yetkilerinin durudurulması kararı verilmiş olduğunun sanırım farkındasınızdır. Ayrıca Yönetmelikte Danıştay karar metninde yazıldığı şekli ile Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği ifadesi ve tanımlaması yoktur!

    Bu şekilde yanlış bir algının ve sevimcin kimseye bir yayarı yoktur. Jeofizik Mühendisleri lisans süresince Zemin Mekaniği, Kaya Mekaniği, Mühendislik Jeolojisi, Mukavemet, Mühendislik Matematiği, Deprem Mühendisliği, Sondaj Tekniği gibi ortak alan derslerinin hepsini en az (2+0, 2+1, 3+0 gibi) kredilerle okurlar ve başarırlar. Güvenli yer seçimi, güvenli yapı imalatı, depreme ve/veya dinamik kuvvetlere karşı dayanaklı bina tasarımı için Yer-Zemin-Yapı etkileşiminin tam olarak tüm ilgili mühendisliklerce belirlenmesi esasdır. Planlı alanlar yönetmeliğindeki 57/6. maddenin ruhu tam olarak budur! Bunun ötesinde yerin fiziksel, geometrik ve dinamik yükler altındaki davranışlarını noktsal değil alansal olarak yerinde ölçüye dayalı olarak Jeofizik Mühendisleri gerçekleştirebilirler. Bir alanı hem yanal hemde derinlik boyutunda her açıdan görüntüleyebilmek, zemin yapısı, alanaın depremselliği, litolojik malzeme özellikleri, elastik parametreler, zemin hakim salınım periyotui zemin büyütmesi gibi bilgileri ortaya koyabilmek sismik, elektrik, elektromanyetik, yer radarı, mikrotremör, sismoloji, mühendislik sismolojisi bilgileri ile gerçekleştirilebilir. Kararda iptal gerekçeleri olarak öne sürülen zemine emniyetli taşıma gücü, zemin sıvılaşması, zemin oturması vb. bilgilerin hepsi Jeofizik verilerden yüksek güvenle eld edilir ve edilmektedir. Kişilerin uygulamadaki hataları ve eksiklikleri hiçbir mesleğin ve mesleğin kullandığı yöntemlerin hatası ve eksikliği olarak görülemez! Bugün tüm dünyanın kullandığı EC-8 ve NEHRP zemin sınıfı tamamen Jeofizik Parametre Vs30’a göre belirlenmiştir. Zemin emniyet gerilmesi buradan hesaplanmaktadır. Aslında bu konularda yüzlerce çalışmayı burada listelemek isterdim. Ancak okumanızı önerdiği bir kaynağı vermekle yetinmek isterim. ENGINEERING SEISMOLOGY with Applications to Geotechnical Engineering (Özdoğan YILMAZ, SEG Yayınları, No 17, 2015) kitabını edinmenizi ve okumanızı öneririm.

    Her meslek özeldir ve Ülkemizin gelişimi ve kalkınmasına katkı sağlayacak niteliktedir. Bu meslekleri edinen gençlerimiz iş sahibi oabilmek için yasa ve yönetmeliklerin onlara verdiği değere ve öneme ihtiyaç duyarlar. Dolayısıyla bu danıştay kararı ile yürütmenin durdurulması insanların ve yeni iş hayatına atılacak gençlerimizin işsiz kalmasına ve gelirsizleşmesine neden olacaktır. Bu karar ile sadece Jeofizik, Jeoloji Mühendisleri değil, İnşaat Mühendislerinin de yetkileri durudurulmuş olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.

    Bu kararın kimseye bir faydası olmayacaktır! Mesleki alan kapmanın, şövenizmin, rant elde etmenin değil iş birliğinin gelişmesine katkı sağlamanın Ülkemiz ve insanlık için daha yararlı olduğunu ifade etmek isterim. Sanırım sadece 1999 depremlerinde vefat eden 18000 insanımızın ~300000 yapının yıkılmasının ve ~25 Milyar Dolarlık maliyetin sebebi Jeofizik Mühendisleri değildir!

    • Merhaba Hakan Bey,

      Öncelikle değerli yorumunuz, önerileriniz ve katkınız için çok teşekkür ederim.

      İlk paragrafta ifadeniz çok doğru, inşaat mühendisliği konusuna da değşnmeliydim. Ancak kararın alınmasında uzmanlık alanlarının hatası olmakta, bu durum kaynaklı yürütme durdurulmuştur. Derneğin ismi yazıda net olarak geçiyor. Karar metnini bir kez daha okumanızı rica ederim.

      İfadelerim kesinlikle sevinçle alakalı değildir. Özellikle bu konuda çok titiz davranarak ve emek vererek hazırladım. Biraz ön yargılı olduğunuzu düşünüyorum.

      Ben her üç branşında bir biriyle uyumlu çalışmasına inanıyorum.

      Önerdiğiniz kitabı da en kısa sürede temin edip okuyacağım.

      Saygılarımla. Sağlıklı günler dilerim.

      • Sayın Yüksel Bey,

        Bende nazik cevabınız için teşekkür ederim. Öncelikle belirtmek isterim ki, güvenli yapılaşma için üç meslek disiplinini birlikte çalışmalıdır. Yani bu meslek disiplinleri kesin çizgilerle birbirinden ayrılamazlar, aksine çok fazla örtüşen alanları mevcuttur. Benim her zaman savunduğum statik projeye esas bir zemin etüt raporunun Jeoloji Mühendisleri ile başlayıp, Jeofizik Mühendisleri le devam edip, İnşaat Mühendisleri ile sonuçlanmasını sağlayacak işbirliğinin güçlendirilmesi şeklindedir. Dolayısıyla biraz ön yargılı olduğuma dair bir algı oluşturduysam lütfen kusura bakmayınız. Her meslek disiplininin kendi yetkinlik alanına son derece saygı duydum ve duymaya da devam edeceğim. Temel felsefemiz, birinin ürettiği bilginin diğeri tarafından kullanılması olarak şekillenmelidir. Sonuçta aynı probleme çözüm üreteceğiz.

        Bununla birlikte, benim bahsettim diğer konu, Pilanlı Alanlar Yönetmeliğinin hiç bir yerinde derneğin ismini ifade edecek bir ibare bulunmamasıdır. Yönetmeliğin 57/6 a.3 maddesi zaten doğal olarak Geotenikteki yetkinliği İnşaat Mühendislerine vermiş. Dolayısıyla burada bir hak kaybı söz konusu olmadığını düşünüyorum.

        Sayfanızdaki haber yazısının son bölümünde, “Alınan bu karar ile jeofizik ve jeoloji mühendislerine verilen yetkiler (taşıma gücü, zemin emniyet gerilmesi, sıvılaşma vb. hesaplamalarda) alınmıştır. ” cümlesi yeralmaktadır. Tam aksine 1. ve 3. maddede Jeofizik ve İnşaat Mühendislerine yetkinlik verildiği için (3.maddede Jeooji Mühendisleri de var) yürütmeyi durudurma kararı daha çok Jeofizik ve İnşaat Müh. etkiliyor. Ancak 2. madde (Jeoloji Müh. yapılması gerekenler) yerinde duruyor. Yani cümlede ifade edildiği gibi jeoloji mühendilerine verien yetkiler alınmış değil.

        Ben size “taşıma gücü, zemin emniyet gerilmesi, sıvılaşma vb. hesaplamaları” konusunda Ülkemizin yetiştirdiği en önemli Geoteknik Uzmanlarından Sayın Prof. Dr. Semih TEZCAN ve Jeofizik Mesleğinin Duayenlerinden Prof. Dr. Ali Keçeli hocaların bir uluslar arası saygın bir dergide yayınlanmış çalışmasını nacizane incelemenizi öneriyorum.

        Tezcan, S.S. Özdemir, Z., Keçeli, A., 2009, Seismic Technique to Determine the Allowable Bearing Pressure for Shallow Foundations in Soils and Rocks, Acta Geophysica vol. 57, no. 2, pp. 400-412.

        Sonuç olarak,

        Jeofizik, Jeoloji ve İnşaat Mühendisleri birbirlerine yakın konularda uzmanlaşmaktadırlar. Dolayısıyla bu mühendislikleri kesin çizgilerle birbirinden ayırmak doğru da değil akılcı değildir. Tam aksine birbirine bilgi ve destek verecek bir süreç içerisinde olunmalıdır. Bu nedenle, en bilimsel, akılcı ve doğru zemin etüt raporu Jeoloji Mühendisi ile başlar, Jeofizik Mühendisli ile devam eder ve İnşaat Mühendis ile sonuçlanır. Her üç mühendislik dalının katkısı olmayan bir zemin etüt raporu niteliksiz ve sağlıksızdır. Birbirinden kesin çizgilerle ayrılmayacak olan bu mühendisliklerin doğal olarak örtüşen uygulamaları olacaktır. Burada önemli olan birinin bulgu ve bilgisinin diğeri tarafından kullanılmasının sağlanmasıdır.

        Dolayısıyla bu aşamadan sonra büyük ihtimalle yeniden düzenlenecek olan yönetmelik maddelerinin şahsen bu çerçevede ele alınmasının bizlerin, ülkemizin ve insanlığın yararına olacağını inanıyorum.

        Saygılarımla, sağlıklı günler dilerim.

  2. 1 ve 3 . Maddeleri kaldırılması ile nasıl böyle bi sonuca vardınız. O maddelerin yerine yeni madde koydusular bizim ile paylaşın. Ama jeofizik ve inşaat kısmını kaldırmışlar. Anlamadığım bu kadar meslek düşmanlığı yapmanın size ne faydası olacak.

    • Merhaba Ahmet Bey,

      Danıştay kararını okumanızı rica edeceğim. Bazı hesapların geoteknik konular olduğu, 1. ve 3. maddenin yürütmesi durduruldu ve yakın zamanda bu maddelerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı düzeltme yapacak. Beklenti uzmanlık alanların düzeltilmesi olacak.

      Katkınız için çok teşekkür ederim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.