Konu İçeriği

Son yıllarda önemi iyice ortaya çıkan ‘’proje yönetimi’’ özelikle büyük ölçekli projelerde, tasarım başlangıç aşaması itibariyle daha en başından konunun uzmanı ile birlikte kurgulandığı, her disiplinden kişinin birlikte masaya oturup projeyi geliştirdiği durumlarda sonuçların daha iyi çıktığı gözlemleniyor. “Proje Yönetimi” konusuna yıllarını vermiş Prof.Dr. Ayşe Zeynep Sözen ile proje yönetimi ve inşaat hukuku konularını günümüz koşulları içerisinde güncel yaklaşımları ile bilmenin ve bu konularda uzmanlaşmanın önemi hakkında Heval Zeliha Yuksel’in konuşmasını sizler için derledik…

 En temel soru ile başlamak isterim; “proje yönetimi” neden önemli?

Prof.Dr. Ayşe Zeynep Sözen: Günümüzün büyük ölçekli, uluslararası, karmaşık inşaat projeleri proje yönetimini vazgeçilmez kılmıştır. Bunun temel nedeni bu çaptaki projelerin süre/maliyet/kalite sapmalarının, başka bir deyişle proje başarısızlığının sonuçlarının ciddi boyutlara varmış olmasıdır. Çünkü yurtiçinde ya da yurtdışında olsun, karmaşık bir projenin süre/maliyet/kalite sapmaları uluslararası standart sözleşmelerle yaptırımlara bağlanmıştır.

İnşaat, bilindiği gibi ağırlıklı olarak organizasyona dayanır. Bu organizasyonun yönetilmesi, inşaat projelerinin çaplarının büyümesi, karmaşıklaşması ve küreselleşmesiyle standartlara bağlanmak zorundadır. Projelerin küreselleşmesinden kastım, projelerin çok uluslu hale gelmesi, çok hukuklu sözleşmeler altında yürütülmesidir. Ülkemizden birkaç örnek vermek istiyorum: Marmaray, Çanakkale köprüsü, Türk Akımı projeleri esas itibarı ile iki ya da daha fazla projeden oluşan programlardır. Türk yüklenicileri 2019 yılında 126 ülkede toplam 438 proje üstlenmiştir.

“Günümüzün büyük ölçekli, uluslararası, karmaşık inşaat projeleri proje yönetimini vazgeçilmez kılmıştır. Bunun temel nedeni bu çaptaki projelerin süre/maliyet/kalite sapmalarının, başka bir deyişle proje başarısızlığının sonuçlarının ciddi boyutlara varmış olmasıdır. Çünkü yurtiçinde ya da yurtdışında olsun, karmaşık bir projenin süre/maliyet/kalite sapmaları uluslararası standart sözleşmelerle yaptırımlara bağlanmıştır.”

Proje ölçeklerinin değişmesi bir taraftan proje risklerini, diğer taraftan da proje yönetimi bilgi birikimini arttırmıştır. Süre/maliyet/kalite hedeflerine erişim oranıyla tanımlanan proje başarısı karmaşık yönetim süreçlerini beraberinde getirmiştir. İnşaat sektörü, özel yapısı nedeniyle uzun yıllar boyunca yönetim ve organizasyon alanındaki gelişmeleri biraz geriden takip etmiştir. Ancak son yıllarda çok uluslu ve büyük ölçekli projelerin yarattığı büyük ölçekli ihtilaflarda yargı organlarının bilimsel/ adli ispat yöntemlerini talep etmesi proje yönetimine bakış açımızı değiştirirken, bir taraftan da proje yönetiminin bilimsel yöntem ve araçlarını ön plana çıkarmıştır. Özetle bu sorunun cevabı, proje yönetimi yapmamanın bedelinin bugün ağır sonuçları itibarı ile paydaşlar açısından katlanılamaz hale gelmiş olmasıdır.

“Proje yönetimi, planlama, örgütleme, yöneltme ve denetim işlevlerini içerir. Ancak geçici bir organizasyon olmakla birlikte, büyük ölçekli, yıllara yayılan, çok uluslu, çok hukuklu, teknik açıdan çok karmaşık bir organizasyondan ve devasa bir yönetim mekanizmasından söz ediyoruz. Bu uzmanlık alanına bugün kapsam, süre, maliyet ve kalite yönetiminin yanı sıra sözleşme yönetimi ve güvenlik yönetimini de eklemek zorundayız. Projelerin süresel, mali ve niteliksel kısıtlamaları karmaşık yapıda sözleşmelerle taahhüt altına alınmış ve yaptırımlara bağlanmıştır.”

“Proje yönetimi” konusu başlığından devam edecek olursak; neleri kapsıyor bu uzmanlık konusu?

Prof. Dr. Ayşe Zeynep Sözen: Bir yönetim alanı olarak planlama, örgütleme, yöneltme ve denetim işlevlerini içerir tabii olarak. Ancak geçici bir organizasyon olmakla birlikte, büyük ölçekli, yıllara yayılan, çok uluslu, çok hukuklu, teknik açıdan çok karmaşık bir organizasyondan ve devasa bir yönetim mekanizmasından söz ediyoruz. Bu uzmanlık alanına bugün kapsam, süre, maliyet ve kalite yönetiminin yanı sıra sözleşme yönetimi ve güvenlik yönetimini de eklemek zorundayız. Projelerin süresel, mali ve niteliksel kısıtlamaları karmaşık yapıda sözleşmelerle taahhüt altına alınmış ve yaptırımlara bağlanmıştır.

Dolayısıyla planlama, örgütleme, yöneltme ve denetim işlevlerinin tümü bilimsel araç ve tekniklerle desteklenmek zorundadır. Bugün için proje yönetiminin araç ve teknikleri sözleşme yönetiminin araç ve teknikleriyle örtüşmektedir. Çok basit iki örnek vermek gerekirse kritik yol bazlı iş programının 2017 FIDIC edisyonlarında yer aldığını, üretkenlikle ilgili uyuşmazlıklarda yüklenicilerin üretkenlik kayıplarının kanıtlanmasında bir proje yönetim tekniği olan Kazanılmış Değer Analizi tekniğinin kullanıldığını söyleyebiliriz. Başka bir deyişle, proje yönetiminin kapsadığı bilimsel araç ve teknikler, hak taleplerinde başvurulan, yargı makamlarınca maddi delillerin incelenmesinde, olguların saptanmasında ve tarafların kusurlarının ayrıştırılmasında kabul gören yöntem ve tekniklerdir.

“Bu sürecin mantığını öncelikle mimar ve mühendislerin kavrayabileceğini düşünüyorum. İç mimarların, kentsel tasarım uzmanlarının da proje yönetimine büyük gereksinim duyacaklarını düşünüyorum.”

 

Hangi disiplinlerden mezun kişiler bu konuda uzmanlaşabilir?

Prof. Dr. Ayşe Zeynep Sözen: İnşaat süreci, kritik yol bazlı iş programlarının göz önüne serdiği gibi karmaşık ilişkilerden oluşan dinamik bir şebekedir. İnşaat işi, yapısı ve bileşenlerinin mantıksal ilişkisi nedeniyle çok kolaylıkla kavranabilecek bir süreç değildir. Bir ağ diyagramıyla tanımladığımız, karmaşık ve kendine özgü bir mantık sergileyen bu süreci yönetmek için öncelikle bu şebekenin mantığını kavramış olmak gerekir. Bu sürecin mantığını öncelikle mimar ve mühendislerin kavrayabileceğini düşünüyorum. İç mimarların, kentsel tasarım uzmanlarının da proje yönetimine büyük gereksinim duyacaklarını düşünüyorum. İnşaat, taahhüt ve enerji sektörlerinde sözleşmelerin yönetimi aynı zamanda hukukçuların da özellikle inşaat sektörüne özgü sözleşmelerin teknik özellikleri, maddeleri ve yaptırımları konusunda bilgi sahibi olmasını zorunlu kılmıştır.

“Proje yönetimini bugün sözleşme yönetiminden ayırmamız mümkün değildir. İnşaat sektörünün uluslararası rekabete açılması, özellikle büyük alt yapı projelerinde finansman ve teknik yetersizlikler bakımından çok uluslu organizasyonlar yaratmaktadır.”

 

Proje yönetiminin standartları var mıdır?

Prof. Dr. Ayşe Zeynep Sözen: Proje yönetimi alanında merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Proje Yönetim Enstitüsü’nün (Project Management Institute – PMI) hazırlamış olduğu Proje Yönetim Bilgi Birikim Kılavuzu (PMBOK) ve Uluslararası Standard Örgütünün (ISO) 2012 yılının sonunda ortak bir dil geliştirilmesi ve ISO standartlarına uyum sağlanması amacıyla yayınladığı “ISO 21500 – Proje Yönetim Kılavuzu” başlıklı standartlar anılabilir. ISO standardının tanımladığı on proje grubu ve bunların içindeki 40 süreç, PMBOK’ın on bilgi alanı ve 47 süreciyle uyumludur. PMI, proje yönetim alanında uzmanlık ve yeterliliği ölçen PMP (Project Management Professional) sertifikasyonuna 1984 yılında başlamıştır.

Ancak, biraz önce vurguladığım gibi proje yönetimini bugün sözleşme yönetiminden ayırmamız mümkün değildir. İnşaat sektörünün uluslararası rekabete açılması, özellikle büyük alt yapı projelerinde finansman ve teknik yetersizlikler bakımından çok uluslu organizasyonlar yaratmaktadır.

Uluslararası inşaat sözleşmelerinde, özellikle uluslararası finans kuruluşları ve bankalarca kredilendirilen sözleşmelerde FIDIC (Fédération Internationale des Ingéniurs Conseils-Müşavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu) standart formları kullanılmaktadır. Böylelikle taraflar standartlaştırılmış genel koşullar ve kurallarla hukuki ilişkilerini düzenlemektedirler. Dolayısıyla sözleşmelerin yönetiminde de bir standardizasyon söz konusudur. Sözleşme alanındaki standardizasyon beraberinde kanıt araçları olarak adli teknikleri getirmektedir. Adli (forensic) tekniklerden yargı makamlarınca bir hak talebinde delil olarak kabul edilen bilimsel teknikleri kastediyorum. Örneğin süre uzatımı taleplerinin kritik yol bazlı bir iş programı üzerinden analizinin yapılması, bir gecikme olması halinde işveren ve yüklenici kusurlarının (gecikmeye olan katkılarının) Gecikme Analizi tekniğiyle yapılması beklenmektedir. İşte bu adli teknikler, proje yönetiminin kapsamı içindeki bilimsel yöntem ve araçlardır.

Bugün Technology and Construction Court gibi inşaat ihtilafları alanında uzmanlaşmış olan mahkemeler ve uluslararası tahkim kuruluşları (örneğin ICC- Uluslararası Tahkim Divanı) nezdinde bir verinin delil olarak kabul edilebilmesi için temel kriter, bilimsel yöntemlerle elde edilmiş olması ve ilgili “bilim çevresinde” geçerli ve kabul görmüş olmasıdır. İnşaat uyuşmazlıkları için kabul edilen “bilim çevresi” proje yönetimidir.

Değerli bir proje yönetim organizasyonunu oluşturan çok sayıda aşama var. Projelerin hangi aşamaları vardır? Proje yönetimi yapmanın avantajları nelerdir?

Prof. Dr. Ayşe Zeynep Sözen: Projelerin yaşam döngülerinde Girişim-Planlama-Tasarım- Uygulama- Kapanış aşamalarından söz edebiliriz. Dolayısıyla daha önce sözünü ettiğimiz planlama, örgütleme, yöneltme ve denetim temel yönetim işlevleri hem sürecin bütünü, hem de aşamaları için söz konusudur. Ancak farklı proje teslim sistemlerine göre ihale/teklif süreci farklı aşamaların arasında yer alabilmektedir. Örneğin konvansiyonel sistemlerde tasarımdan sonra, tasarım-yapım ve tasarım-tedarik-yapımda (EPC) tasarımdan önce gelebilir. Tasarım-yapım ve Tasarım-Tedarik-Yapım teslim sistemlerinde tasarım aşaması kısmen uygulamayla örtüşebilir. Temel aşamaların tümünün yönetimini gerçek anlamda Proje Yönetimi olarak tanımlıyoruz. Tasarım-Tedarik-Yapım proje teslim sistemlerinde temel aşamaların arasına devreye alma ve deneme işletmesi aşamalarını da katabiliriz.

Proje yönetimi yapmanın avantajına gelince, bu soruyu yönetim literatüründe kullanılan iki temel kavramla açıklamaya çalışacağım. Bunlardan birincisi etkililiktir. Bu kavram organizasyonların, gerçekleştirdikleri faaliyetlerin sonucunda hedeflerine ulaşma derecesini belirleyen bir performans boyutunu tanımlar ve organizasyonun ulaşmayı amaçladığı hedefi elde etme düzeyi olarak açıklanır. Etkinlik ise bir performans göstergesidir ve bir organizasyonda hedeflerin gerçekleştirilmesi için tüketilmesi beklenen kaynaklar ile fiilen tüketilen kaynaklar arasındaki ilişki olarak tanımlanır. Genellikle, etkililik hedeflere ulaşmayla, etkinlik ise kaynakların kullanılmasıyla ilişkilendirilir. Özetle proje yönetimi yapmanın temel avantajı, proje hedeflerine ulaşmada etkililiği ve etkinliği sağlamaktır. Bu performansın yönetimi anlamına gelir.

“Bugün ‘İnşaat Hukuku’ bilmeden proje yönetimi yapamayız…”

 

 

Yazının tamamı için kaynak: Proje Yönetimi ve İnşaat Hukuku Bilmek Neden Önemli?’ başlıklı yazı 25 Haziran 2020 tarihinde arkitera sitesinde yayınlanmıştır.

Düzenleyen: İnş. Müh. Tarık AMİL

e-posta: tarik_amil12@hotmail.com

 

Abone Listemize Kaydolun
inşaPORT Mail Aboneliği

Posta listemize abone olun ve e-posta gelen kutunuzda ilginç şeyler ve güncellemeler alın.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.