Bir caddede yürürken buraya ne zaman, nasıl, nereden ve ne zaman geldik gibi sorularını sormayız çoğu zaman. Caddenin, sokağın varlığını sorgulamayız. En klişe şekilde eskiden buralar bağ idi, bahçe idi deriz. Peki ne zaman alıştık şehirlere? Şehir kim? Dikenliyol’ daki bir esnafın kâr marjını ürettiği mekân mı? Bir sokak lambasının altında eskiyen parke taşlarının evi mi?
Şehir bazen, siyasetçilerin iş makinalarıyla şantiye sahasına çevirdiği, bazen ulaşmak için bir günümüzü verdiğimiz aaa memleketin en güzel şehri dediğimiz yer, bazen bilimsel çalışmaların en güzelini yapmış bir şehir plancının şah eseri, bazense gönüllerde miadını doldurmuş kalplerin kırgınlıklarını bıraktığı yer…
Ben şehirlere, hızlı nüfus artışının karşılığı olan hızlı mekan artışı olarak bakıyorum. Bu mekânlar, tıpkı gözden kaçırılarak yetiştirilmiş, yanlışlıkla yapılmış evlatlar gibi. Bir sitem aslında bu bakış açısı, genç bir şehir plancısı olarak. Özenle işlenmiş, dokunmuş, planlanmış kentlerden ziyade; netcadin adımlarının seri üretimine bağlanmış mekânlar gibi nerdeyse bütün Türk kentlerimiz. Özgün mimarilerini, geleneksel dokularını kaybetmiş, korunmuş olanları da canlı mekânlar yaratmaktan ziyade müteahhit zengin eden; mekânın özgün dokusunu kazımış mekânlar olarak görüyorum.
Modern, devasa yapıları kabullenmekte de çekingeniz. Hepiniz bu cümleyi okuduktan sonra dokumuza aykırı silueti bozuyor gibi düşünceleri aklınızdan geçirdiniz bile. Çekimser ve muhafazakâr plancıların ellerinden çıkan plânlar; milletin oy’unu, sevgisini, güvenini kazanmış siyasetçiler tarafından cesur mega projelere dönüşüyor. Sonra eleştirmeye başlıyoruz, aman efendim bilimsellikten uzak, plânlama ilkelerine aykırı, odamızın dava süreci devam ediyor……..
Önerimiz ne peki? Koruyabildik mi? Yatırım odakları yaratabildik mi? Üretim kapasitemizi arttıracak plânlar sunduk mu? Üzülerek söylüyorum ki; meslek etiği ve ahlâkımıza güvenip, bilimsel birikimlerimizden destek alıp mekânlar üretmeye çekindik. Ellerimizle mesleğimizi onlara pasladık. Sonrası ise; kentlerimize ne yaptık? Daha nelere şahit olacağız meslektaşlarım? Avrupa ve ABD’ de şehirler arası heliportlar kullanılmaya başlandığında; ülkemizde çokta mega olmayan projelerin ücret farkını ödeyeceğiz.
Neyi bekliyoruz adım atmak için, mekânı 21.yy, yeni dünya trendleri ve fütürüstik gibi görünen aslında çok yakınımızda olan gelecek için yeniden tasarlamaya?
Ben fırsat verilmeyi bekleyenlerdenim.. Ya siz?
Abone Listemize Kaydolun
inşaPORT Mail Aboneliği
Posta listemize abone olun ve e-posta gelen kutunuzda ilginç şeyler ve güncellemeler alın.
Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.
Bir şeyler yanlış gitti.







