Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde KDV Sorumluluğu!

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturaların KDV’ye tabi olup olmadığı konusunda idare ve yüksek yargı arasında maalesef görüş birliği bulunmamaktadır. Bundan dolayı, düzenlenen faturalardaki KDV ihtirazi kayıtla beyan edilip/ödenip akabinde süresi içinde vergi mahkemesinde dava açılmasının sağlıklı bir yol olduğu kanaatindeyiz.

0
598
- Advertisement -

Sözleşmenin özelliği ve tarafların edimleri

Sektörde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi (KKİ) olarak telaffuz edilen, ancak daha hukuki bir ifade ile “arsa payı karşılığında inşaat yapım sözleşmeleri” olarak ifade edebileceğimiz sözleşme; yüklenicinin taraflar arasında anlaşılmış nitelikte yapıyı yapmayı üstlendiği, arsa sahibinin de buna karşılık olarak sözleşmede belirlenen oranda arsa payının devrini taahhüt ettiği bir sözleşme türüdür.

Genel olarak kabul gördüğü üzere, KKİ sözleşmelerinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan ilki, arsa sahibinin yükleniciye arsa teslimi; ikincisi ise yüklenici tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen bağımsız bölümlerin teslimidir. Bu teslimler kapsamında taraflar karşılıklı olarak faturalar düzenler. Bu makalede KKİ sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan doğan katma değer vergisinin (KDV) uygulamada ve yargı kararlarında nasıl değerlendirildiğini ele alacağız.

Konunun sözleşmesel ilişki boyutu ve Yargıtay’ın görüşü

KKİ sözleşmesi kapsamında ortaya çıkan KDV’nin kimin sorumlu olduğu ve kimin tarafından ödeneceği oldukça tartışmalı bir konudur.

Genellikle yüklenicinin arsanın teslimi için düzenlediği faturalardaki KDV’nin ödenmesi noktasında uyuşmazlıkların çıktığı görülmektedir. Genel itibariyle, KDV’nin malı teslim alan tarafından ödenmesi esastır. Yargıtay’a göre Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca verginin mükellefi mal teslimini yapan olsa da niteliği gereği dolaylı bir vergi olan KDV’de verginin sorumlusu mal veya hizmetin alıcısıdır.

Ancak, belirtmek gerekir ki KKİ sözleşmelerinde aşağıda detaylı olarak açıklandığı üzere, gerek yüklenicinin, gerek mal sahibinin kestiği faturanın yüklenici tarafından ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Esasen, taraflar karşılıklı olarak fatura düzenlediklerinden arsa sahibinin düzenlediği faturadaki KDV’yi yüklenici öderken yüklenicinin düzenlediği faturadaki KDV’nin yine yüklenici tarafından ödenmesi, menfaat dengesine aykırı olarak değerlendirilebilir.

Yargıtay’ın görüşü, KKİ sözleşmelerinin götürü bedelli olması ve sözleşme serbestisi gibi hususlar etrafında gelişmektedir.

i. KKİ Sözleşmelerinin Götürü Bedelli Olması

Esasen taraflar arasında, KKİ sözleşmelerinin götürü bedelli olmasından dolayı KDV’nin taraflar arasında kabul edilen meblağa dahil olup olmadığı tartışma konusudur.

KKİ sözleşmeleri nitelikleri gereği eser sözleşmelerinin özel bir türü olduklarından ve Türk Borçlar Kanunu’nun 480. maddesi uyarınca götürü bedelli oldukları kabul edilmektedir. Götürü bedel, taraflar arasında sözleşme akdedilirken baştan kararlaştırılan, değişmez bedel anlamına gelmektedir. Götürü bedelli sözleşmelerde nitelikleri gereği kural olarak taraflar, aralarında anlaştıkları bedeller dışında başka bir bedel/ücret ödemezler.

Yargıtay, bir kararında KDV’nin mal veya hizmet alana aynen yansıtılabileceğini, yüklenicinin düzenlediği faturada KDV’nin ayrıca gösterileceğinden KDV’nin iş bedeline dahil olduğuna karar vermiştir. Bu karara istinaden iş bedelini ödeyen arsa sahibinin KDV’yi de ödemekle sorumlu olduğu değerlendirilebilir.

ii. Sözleşme Serbestisi ve Yargıtay’ın Görüşü

KKİ sözleşmesinde KDV’nin arsa sahibi tarafından üstlenileceğine ilişkin bir düzenleme bulunması durumunda, bu düzenlemeye geçerlilik tanınıp tanınmayacağı tartışmalıdır. Bu kapsamda, KDV özelinde sözleşme serbestisi mevcut olup olmadığı konusunda Yargıtay’ın farklı içtihatları mevcuttur.

Yargıtay bazı kararlarında Türk Borçlar Kanunu’ndaki götürü bedel düzenlemesini emredici nitelikte olmadığını, sözleşme serbestisi ilkesi doğrultusunda tarafların belirlenen bedel dışında da ücret talep edilebileceğini veya kimin ödeyeceğini kararlaştırabileceğini belirtmiştir. Yargıtay’ın bu içtihadı doğrultusunda sözleşme serbestisi ilkesi gereği taraflar aralarında düzenledikleri sözleşmelerde KDV ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümlere yer verebilmelidir kanaatindeyiz.

Ancak, Yargıtay’ın karşıt görüşteki kararları da mevcuttur. 2015 yılında verilen bir Hukuk Genel Kurulu kararında tarafların aralarında akdedilen sözleşme ile KDV’nin aidiyetinin belirlenmesinin olanaklı olmadığına, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri götürü bedelli olduğundan sözleşmede bu takım düzenlemelerin yazılmış olsa da yazılmamış sayılmaları gerektiğine karar vermiştir.

Yine görüleceği üzere bu konuda Yargıtay’ın yerleşik bir içtihadı bulunmamaktadır. Ayrıca ifade etmek gerekir ki, bu konuda sözleşme serbestisi bulunduğu ve tarafların bu konuda ayrı bir düzenleme yapabileceği kabul edilse dahi, arsa sahibine karşı sorumlu olmamak adına, KDV’nin iptali için gerekli hukuki yollara zamanında başvurması önem taşımaktadır. Aksi takdirde, arsa sahibi tarafından yüklenici tarafından gerekli yollara başvurulmadığı gerekçesiyle KDV’den sorumlu olmadığı iddiası da gündeme gelebilecektir.

Konunun vergi mevzuatı boyutu ve Danıştay’ın görüşü

Her ne kadar Katma Değer Vergisi Kanunu’nda KKİ sözleşmeleriyle doğrudan ilgili bir hüküm bulunmasa da bu sözleşmelere ilişkin hükümler içeren iki adet ikincil mevzuat düzenlemesi vardır.

Bunlardan ilki 26/04/2014 tarih ve 28983 numaralı Resmi Gazete’de yayınlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’dir (“Tebliğ”). Tebliğ’de KKİ sözleşmesi uyarınca taraflarca yapılan teslimlerin niteliğine göre farklı KDV uygulamalarına tabi tutulmuştur. Bu teslimlerden birincisi arsanın arsa sahibi tarafından yükleniciye teslimi olup arsa sahibinin arızi veya ticari bir faaliyet kapsamında yaptığı arsa teslimini KDV’ye tabi tutulmuştur. Arızi olan teslimlere KDV uygulanmayacağı öngörülmüştür. İkinci teslim ise yüklenicinin arsa sahibine yaptığı bağımsız bölüm teslimidir. Bu ikinci teslimde Tebliğ’e göre emsal bedel üzerinden KDV uygulanmalıdır.

Diğer ikincil mevzuat ise Tebliğ’deki hükümlere ilişkin açıklamalar içeren 08/08/2011 tarihli 60 numaralı Katma Değer Vergisi Sirküleri’dir (“Sirküler”). Tebliğ’e ek olarak Sirküler’de; arsa sahibinin arsa tesliminin ticari nitelikli olması durumunda tarafların eş zamanda faturalaşması gerektiği, işlem bedelinin emsal bedelinin altında gösterilmesinin sonuçlarını düzenlemekte, hasılat paylaşımı gibi terimlerin kullanıldığı sözleşmelerin de KKİ sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Bu düzenlemeler kapsamında idarenin uygulaması kat karşılığı ilişkisinde iki adet mal ve hizmet teslimi bulunduğu yönündedir: (i) arsa sahibi tarafından yükleniciye arsa teslimi, ve (ii) yüklenici tarafından arsa sahibine bağımsız bölüm teslimi. Her iki tarafın tacir olduğu  kat karşılığı ilişkilerinde arsa sahibi de, yüklenici de fatura kesecek, aynı oranda KDV uygulanması durumunda her iki tarafın faturasında gösterilen KDV mahsuplaşılabilecektir. Ancak, arsa sahibi tarafından tacir olmayan gerçek kişi olduğu kat karşılığı ilişkilerinde, sadece yüklenici fatura kesecek ve KDV’nin mahsuplaşılması da mümkün olmayacaktır.

Vergi dairelerinin uygulamaları bu yönde olsa, Danıştay içtihatları çerçevesinde KDV’nin terkini veya iadesi için dava açılması mümkündür. Şöyle ki, Danıştay’ın yerleşik içtihadı uyarınca KKİ sözleşmesi “sui generis” sözleşme olarak değerlendirilmekte, bu nedenle KDV’ye tabi bir mal veya hizmet teslimi olmadığı kabul edilmektedir. Dolayısıyla, yüklenici tarafından arsa sahibine yapılan bağımsız bölüm teslimleri KDV’ye tabi olmayacaktır. Bu nedenle, KKİ sözleşmeleri kapsamında fatura kestikten sonra ihtirazi kayıtla beyanname verilmesi/ödeme yapılması ve sonrasında dava açma yoluna gidilmesi mümkündür.

Sonuç

KKİ sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturaların KDV’ye tabi olup olmadığı konusunda idare ve yüksek yargı arasında maalesef görüş birliği bulunmamaktadır. Ancak, her koşulda, KDV ile ilgili hukuki yollara başvurulmaması durumunda, ortaya çıkacak KDV yükünün yüklenici tarafından üstlenilmesi gerektiği görüşü ağır basmaktadır.

Bu nedenle, KKİ sözleşmelerinde faturalaşma maddesinin ayrıntılı olarak düzenlenmesi öncelikli olarak başvurulabilecek bir çözüm yoludur. Böyle bir düzenleme yapılsa da, mahkemeler tarafından KDV yükünün götürü bedel esası benimsenerek yine yükleniciye yüklenmesi ihtimal dahilindedir. Arsa sahibinden KDV alacağını isteyebilmesi için, yüklenicinin basiretli bir tacir gibi davranarak KDV’nin iptali için süresinde dava açması beklenebilir. Tüm bu bilgiler ışığında, hem sözleşmede ilgili düzenlemelerin yapılması, hem de teslim sonrasında süresinde hukuki yollara başvurulması önem taşımaktadır.

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.