yazı üstü

Batı Anadolu Bölgesi’nde Depremsiz Oluşmaya Devam Eden Yüzey Deformasyonları:Yakın Gelecekteki Olası Büyük Bir Depremin Habercisi mi?İklimsel ve Hidrojeolojik Etkenlere Bağlı Oluşan Zemin Yenilmeleri mi?Tektonik Krip mi? (Sarıgöl, Yeniköy-Karaağaçlı, Burdur, Ödemiş, Kınık, Eber, Çobanlar, Söke, Germencik, Bolvadin, Sultandağ-Yenikarabağ)

Ege çöküntü alanında, son 10-20 yıllık dönemde, deprem olmaksızın (1) Manisa ili Sarıgöl kent merkezi; (2) Manisa’nın 10 km kuzeydoğusunda Karaağaçlı-Yeniköy arasında; (3) Burdur gölü GD’sunda, Yassıgüme’nin batısında; (4) Afyon ili Dinar ilçesi Kınık kasabasının 350-400m doğusunda, Kumalar çayının doğu ve batısında; (5) İzmir ili Ödemiş ilçesi Ovakent beldesi Erkekli mevkii, Yolüstü köyü Kocakaraağaç-Kocaoğlan kuyusu mevkii ve Bayındır asfaltı kuzeyi Yeniköy civarında; (6) Afyon ili Çay ilçesi Deresinek-Eber kasabası arasında, Afyon-Konya karayolunun kuzeyinde, Eber kasabasının 2km güneyinde, Deresinek kasabasının 4.5km kuzeyinde; (7) Çobanlar ilçe merkezi Sırakapı Mahallesi, Bucak Mahallesi ve Zafer Mahallesinde; (8) Germencik, (9) Söke, (10) Bolvadin-Merkez ve (11) Sultandağ-Yenikarabağ’da olmak üzere 11 farklı bölgede, fay denetimli havzalarda, havza kenarı fayları veya havza-içi gömülü faylara paralel birkaç yüz metre ile birkaç km uzunluklarda çizgisel yüzey deformasyonları oluşmuş ve oluşmaya devam etmektedir. Yüzey deformasyonlarının izlendiği havzalar içerisinde, yüzey kırıklarının gidişi ile uyumlu fay denetimli güncel ve terkedilmiş büyük akarsu yatakları yer almaktadır. Yüzey deformasyonları birkaç cm ile 3.5 m arasında değişen genişliklere sahip açılmalar şeklinde yarıklar, çökmeler ve birkaç cm ile 3.0m arasında değişen düşümler gösteren kademeli kırıklar olarak izlenmektedir. Genellikle Sarıgöl, Bolvadin, Manisa-Karaağaçlı gibi yerleşim alanları içerisinden geçen yüzey yarıkları ve çöküntüler üzerinde yer alan konutlar, üst ve alt yapılar ciddi derecede hasar görmüş ve yıkılmışlardır. Yüzey kırıklarını dikine geçen içme suyu, kanalizasyon boru hatları ve DSİ sulama kanalları deforme olmuş ve kırılmışlardır. Yüzey deformasyonlarının izlendiği kesimlerde yer alan fabrikalara ait beton kaplı zeminler parçalanmış ve elektrik direkleri birkaç derece eğilmişlerdir.

Yöre halkından elde edilen bilgilere göre, yüzey deformasyonları son 10-20 yıldan bu yana oluşmaya başlamış ve son 2 yıldan bu yana artmaya devam etmiştir. 10-20 yıl önce yeraltı su seviyesi derinliği 10 metrelerde iken, iklimsel değişimlere bağlı olarak havza içerisinde çok sayıda su kuyusu açılması sonucu 40-150 metre derinliklere düşürülmüştür. Yüzey kırıkları boyunca ölçülen 40 cm ile 300 cm’lik düşümler, yer altı suyu düşümü sonucu, suyun kaldırma kuvvetinin kaybolmasına bağlı olarak kalın alüvyal çökellerdeki hacim küçülmesi sonucu gelişen çökmeler ile ilgili olarak geliştiği bilinmektedir.

Aktif faylarla sınırlandırılmış havzalarda oluşan yarık ve çökmelerin, küresel iklim değişikliği, bölgede olan depremler sonrası, havzalardaki hidrojeolojik koşulların değişmesi ve son 10-20 yıllık dönemde,  havzadaki aşırı su çekimi sonucu, yeraltı su seviyesinin düşmesi ile birlikte, alüviyal çökellerin altında devam eden gömülü fay düzlemi üzerinde yer alan alüviyal çökellerdeki farklı oturmalara bağlı olarak, ana kaya-alüviyal çökel sınırından başlayarak yüzeye kadar gelişmiş gerilme/kesme yarıkları/kırıkları olduğu düşünülmektedir.

Açıklıkları birkaç cm ile 3.0 metre, derinlikleri birkaç cm ile 3.0 metre ve uzunlukları birkaç yüz metre ile birkaç km olan yarık ve çökmelerin (1) yeraltı geometrisinin çıkarılması ve aktif faylarla ile ilgili ilişkilerinin ortaya konulması için, paleosismolojik kazıların yapılması; (2)  yarık-çökmelerin başladığı yer olarak düşünülen kenar fayları ya da gömülü faylar üzerinde yer alan anakaya-alüviyal dokanağı ve üstteki alüviyal çökel kalınlığının çoklu elektrik tomagrafi / sismik yansıma yöntemleri ile saptanması; (3) inSAR ve Jeodezik çalışmalar yapılarak yüzey deformasyonlarının arazi verileri ile deneştirilmesi; (4) havzalarda açılan DSİ kuyu logları derlenerek alüviyal çökellerin litolojik özellikleri, stratigrafik dizilimi ve yeraltı su seviyesi değişimlerinin belirlenmesi yarık-çökme şeklinde gelişen yüzey deformasyonlarının oluşum mekanizmalarının açıklanması, havzalarla ilgili yasal düzenlemelerin yapılması ve faylarla çevrilmiş alüviyal havzalar üzerinde kurulmuş yerleşim alanlarındaki bina, alt-üst ve çizgisel yapı hasarları ile ilgili gerekli önlemlerin alınması konusunda düzenlemeler yapılması açısından uygun olacaktır.

Jeoloji Y. Müh. Dr. Ramazan DEMİRTAŞ

 

 

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

CEVAP YAZIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.