UNESCO tarafından 1972 tarihinde kabul edilen “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme” ülkemiz tarafından 1983 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanmıştır. Bu Sözleşmenin temel amacı; üstün evrensel değere sahip kültürel ve doğal alanların korunması ve gelecek nesillere aktarılmasıdır. Dünya Miras Sözleşmesi’nin önsözünde ise, “kültürel ve doğal mirasın herhangi bir parçasının bozulmasının veya yok olmasının, bütün dünya milletlerinin mirası için zararlı bir yoksullaşma teşkil ettiği”, “kültürel ve doğal mirasın parçalarının istisnaî bir öneme sahip olduğunu ve bu nedenle tüm insanlığın dünya mirasının bir parçası olarak muhafazasının gerektiğini” ve “kültürel ve doğal mirasın korunmasına iştirakin, bütün milletlerarası camianın ödevi olduğunu” kabul edilmektedir.

UNESCO, ICOMOS ve benzeri uluslararası kurumlar, organizasyonlar tarafından hazırlanan sözleşmelerde, uluslararası hukuk metinlerinde ya da ulusal düzeyde kullanılan yasalarda ve yönergelerde kullanılan kültürel miras kategorileri şunlardır:
1*Somut Kültürel Miras ; *Taşınır Kültürel Miras (tablolar, heykeller, sikkeler, el yazmaları, arkeolojik eserler vs.) …*Taşınmaz Kültürel Miras (anıtlar, arkeolojik sitler, tarihi kent dokuları vs.)
2* Sualtı Kültürel Mirası (batıklar, sualtı kalıntıları ve kentleri)
3* Somut Olmayan Kültürel Miras (sözlü gelenekler, gösteri sanatları, ritüeller vs)
4* Doğal Miras (kültürel boyutu olan doğal sitler, kültürel peyzajlar gibi, fiziki, biyolojik ve jeolojik formasyonlar vs.)

İnsanlığın hafızası diye bilinen kültürel mirasın bileşenleri olan anıtlar, sivil mimarlık örneği yapılar, bu yapı ve alanlarda gerçekleştirilen ritüeller, özel geleneksel üretimler gibi mekânın ruhunu oluşturan soyut değerlerin gelecek nesillere aktarılması özel çaba gerektiren gerekliliklerdendir. İnsanların yaşam alanlarını etkileyen afetlerde tarihi yapıların hasar görme ya da yok olma olasılıkları, periyodik olarak yapılamayan veya usulüne uygun olmayan bakım ve onarım faaliyetleri ile yapıya zarar veren fonksiyon değişiklikleri gibi sebeplerle artmaktadır. Bu nedenle özellikle afete maruz kalan bölgelerde afet yönetimi kapsamında yapılacak çalışmalar, kültürel mirasın varlığını tehdit eden yıkıcı etkilerin kontrol altına alınmasında hayati önem taşımaktadır. Mimarlar Odası, kültürel mirasın korunması ve geliştirilmesi konusundaki bu zorunluluktan yola çıkarak, bu mirası oluşturan yapı ve yapı gruplarının bilimsel ölçütler gözetilerek onarılması ve günlük yaşamımıza katılması süreçlerini değerlendirmek amacıyla 2010 yılından beri ulusal ölçekte Mimari Koruma Proje ve Uygulamaları Sempozyumları düzenlemektedir.
Bu etkinlikte kültür varlıklarının korunması ve kullanımına yönelik proje ve uygulama yapan mimarların deneyimlerini mimarlık camiası ile paylaşması ve toplantının bilimsel tartışma ve değerlendirmelere olanak sağlayacak bir zemin oluşturması öncelikli beklentidir.

5. Ulusal Mimari Koruma Proje ve Uygulamaları Sempozyumu 27-28 Eylül 2019 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecektir. TMMOB Mimarlar Odası Genel Merkezi’ndeki sempozyum Mimar Cemal Sami YILMAZTÜRK anısına düzenlenmektedir. Toplantıda, özgün işlevi devam eden ya da yeni işlevlendirme önerilmiş koruma projeleri ile arkeolojik alanlar için üretilmiş proje ve uygulamaların yanı sıra mevzuat değişiklikleri, ilke kararları, koruma kurulu kararları ve KUDEB uygulamaları tartışılacaktır.

Program İçin TIKLAYINIZ

Bu yazı Mimarlar Odası web sitesinde duyuru olarak yayınlanmıştır. Düzenleyen inşaat mühendisi Gülcan Ay gulcanbrg@gmail.com

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

CEVAP YAZIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.