Çocukken sorarlar büyüyünce ne olacaksın? Cevap Doktor ya da Mühendis olur ekseriyetle. Çocukken kafaya gerçekten takan, ideallerine bağlı olanlarının fikri değişmez. Bin bir zahmet, meşakkat, uykusuz geçen geceler, sınavlar, üniversite, vizeler, finaller, projeler, bitirme tezleri derken beleşten bir diplomaya konuverir Mühendis!

Sonra bomboş bir şekilde gelir şantiyelere, fabrikalara, ofislere ya da resmi kurumlara (tabii o şansı bulabilirse) orada yıllardır emek veren tekniker, usta, formen personelin sorumluluğu kendisine verilir (kendisi öyle istediğinden değil haa, öyle olması gerektiğinden). Öğrencilik gibi güzel bir dönemin tadını ala ala yaşamak yerine o dönemde de çalışma olgunluğuna erişebilenler hariç iş hayatı hakkında pek bir fikri yoktur mühendisin. Okulda gördüğü dersler, formüller, hesaplamalar, projeler ne kadar işine yarayacaksa o kadar hâkimdir mesleğine zira bu günleri düşünüp müfredatı hazırlamayı akıl edememiştir! Firmanın veteranları mesleğe ilk başladığı gündeki durumlarını hatırlamaz. Bu arkadaşın, hem de kendilerinden daha iyi mevkide olan sözde amirlerinin kendilerinden az bilmesine rağmen ona karşı sorumlu olmaktan hayıflanırlar. İlk iş gününde baksanız heyecandan dili damağı kurur, eli ayağına dolaşır arkadaşımızın. Bırakın amir olmayı “bi çay kap gel “ deseler nefes almadan gidip alacak gibi durur.

Bir çocuk önce emekler, sonra ayakta yarım yamalak durmayı başardıktan sonra düşe kalka adım atmayı öğrenir. Herkes sabırla evladının bu sürecini kim zaman elini tutarak, kimi zaman düştüğünde kaldırarak, cesaretlendirerek sabırla takip ettikten sonra o bebenin koştuğu günleri görünce gururlanır da; meslek hayatı o diploma ile başlayan mühendislerin doğar doğmaz koşmaması esefle karşılanır ülkemin müstesna mahallerinde. Hem de o çocuğuna peygamber sabrı gösterip düştüğünde “öpiim de geçsin” diyen ebeveynler, evden işe gelince yeni mezun mühendis düşmeye görsün vicdanına yandığımın bir tekme de o sallar.

Sözüm yine istisnalardan hariç olsun. İsteyen alınsın üzerine istemeyen ortada bıraksın. Her mesleğin ukalasının olduğu unutulmayıp ukalalık mühendislerin hepsine mal edilmesin bir zahmet.

Nietsche’nin güzel bir sözü var, “ En insani davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir ”.

Bizler denize itilip yüzmeyi öğrendik. Başardık belki ama herkes başaracak diye bir kaide yok. Ancak bir nüans var ki, eğer onlara da “Öpiim de geçsin” derseniz emin olun birçok mühendis meslek hayatında daha büyük başarılara yelken açacaktır.

Abone Listemize Kaydolun
inşaPORT Mail Aboneliği

Posta listemize abone olun ve e-posta gelen kutunuzda ilginç şeyler ve güncellemeler alın.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Önceki İçerikSAYGI YOK SAYGIIIII !
Sonraki İçerikDik Dur, Ağlama!
Elk. Müh. Yusuf YILDIRIM
1977 yılında Mersin'de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini bu şehirde tamamladıktan sonra Kocaeli Üniversitesi'nde Elektrik Mühendisliği Lisans eğitimini 2002 yılında tamamladı. 15 yılı aşan meslek hayatı boyunca özellikle inşaat sektöründe bir çok projenin uygulanmasında görev aldı. Halen İstanbul Havalimanı'nda özel bir firmada bir firmada çalışan Yusuf YILDIRIM , evli ve 2, 7 ve 11 yaşlarında 3 kız çocuğu babasıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.