Ülkemizdeki tarihi yapılar mühendislik yönünden yıllara ve bu süreçte meydana gelen olağanüstü doğa olaylarına meydan okumuştur. Böylesine görkemli bir geçmişi olan tarihi yapılarımız birçok ülkeye ışık tutmuşken, ülkemizde neden binalar yıkılıyor, hem de deprem olmadan? Peki biz nerede hata yapıyoruz?

Nerede hata yapıyoruz?

Son günlerde özellikle İstanbul’da bulunan binalar, istinat yapılarında ve derin kazı destekleme yapılarında göçme ve yıkılmalar meydana gelmektedir. Bu olaylarda artış olması insanları da huzursuz etmektedir. Peki, biz nerede hata yapıyoruz?

Müteahhitlerimiz yetersiz bilgiye sahip ve sayıları fazla olabilir mi?

İnşaat sektörü bundan yaklaşık 15 yıl önce ivmelenmeye başladı ve bir anda ülke ekonomisinin lokomotifi haline geldi. Tabi bu yükselişe kayıtsız kalmayan diğer sektör yatırımcıları yavaş yavaş bu alana yöneldi. Bu yönelme ile müteahhit sayısı 300 binleri aştı ve sektörle alakalı bilgisi olmayan bir kitle oluştu. Bu kitle birbiriyle rekabete girdi ve piyasa fiyatlarını olabildiğince aşağıya çekti. Tabi bu süreçte mezun olan mühendis sayılarındaki artış da etkili olmaktadır.

Firmalar iş yapmak için baskı altına girmiş olabilir mi?

Müteahhitler, sayılarında anormal bir artış olan mühendisleri bir koz olarak kullanıyor ve projeleri olması gerektiği gibi değil de olmasını istedikleri gibi çıkarmaya zorluyorlar. Önünüze bir proje getiriyorlar ve “falanca firma 50 kazık yeter dedi de sen niye 70 diyorsun?” ya da “kazık çapını 45’lik çözmüş de sen niye 60’lık çözdün?” gibi direk maliyete odaklı baskı kuruyorlar. Mühendis başlıyor tasarım verileri ile oynamaya. Kim kontrol edecek ki diye de düşünüyor. Nitekim öyle de oluyor. Yanlış anlamayın ama piyasa son yıllarında maalesef böyle.

Zemin Etüd Raporları yeterli mi?

Zemin Etüd Raporu” denen bir şey var bu işlerde. İçinde aradığını bulana aşk olsun. Yapının inşa edileceği sahayı tarif ettiğine inanılan ancak bu iş için hayal kırıklığı olan raporlar. Zemin etüd raporu için yapı tasarım mühendisine danışıldığını hiç görmedim. İhtiyaç duyduğunuz bilginin bulunmaması ile birlikte bir de “sahada yapılacak derin kazı için gerekli tedbirler alınacak” tabirini yüzünüze vurur. Madem bu tasarım yapılacak, neden gerekli zemin parametrelerini de tespit etmiyorsun?

Eksik veri ile tasarım yapan mühendisler?

Piyasa şartlarında düşük ücretle işi almış bir firma kolay kolay zemin parametreleri için ilave para ödemez. Zemin etüd raporundaki anlamsız veriler ile kitapları kurcalar ve kendisine bazı parametreler üretir. Sonra bu veriler ile tasarım yapar. Sonuç?

Sizce zemin sondaj kuyularının yeri uygun mu?

Sahadan açılan sondaj kuyularının yerine hiç baktınız mı? Nedense zemini destekleyeceğiniz yapının önünden alınıyor. Hâlbuki sizin tasarımda kullanacağınız parametreler arkadaki zemine ait. Kendi içinde kısa mesafelerde bile çok farklılık gösteren bu malzeme tasarımın olmazsa olmazıdır. Ancak verileri ile en çok oynan yer de burasıdır. Sizce?

Unuttum sanmayın, işçiler suçlu olabilir mi?

İşçiler genelde kendilerine ücret vereni dinlerler. Etriye aralarını aç der açar, ankrajı kısa tut der tutar, kazığı kısalt der kısaltır… Aslında masum ama…

Nerede hata yapıyoruz? Ne yapmalıyız?

Yukarıda bahsettiğim konuları çözdüğümüz zaman bu tarz olaylar başımıza gelmeyebilir. Bu tarz vakalarla karşılaşmamak için;

– Belediyelerimizde yeterli bilgiye sahip uzman kişiler bulunmalı,
– Sahada ve laboratuvarda gerekli deneysel ve gözlemsel çalışmalar yapılmalı,
– Zemin destek yapısı doğru tasarlanmalı ve yetkin kişilerce kontrol edilmeli,
– Sahadaki imalatlar bilgili ve uzman kişilerin kontrolünde uygulanmalı,
– Bu işlerde çalışacak işçiler iyi yetiştirilmeli,
– Yer altı suyu için gerekli tedbirler alınmalı,
– Derin kazı destek sistemlerindeki deplasmanlar belli periyotlarla takip edilmeli, ilgili belediyesince de takibi kontrol edilmeli,
– Kazıdan etkilenme ihtimali bulunan yapı sahipleri uygunsuzlukları ilgili birimlere ivedilikle iletmeli,
– Müteahhitlere bu konularda eğitim verilmeli ve belgelendirilmelidir.

İstanbul Kağıthane’de meydana gelen destek duvarı göçmesi bu furyanın sonuncusu değildir. Bu sebeple şimdilik Kağıthane’de 4 katlı Bina çöktü. Bu şekil devam ettiğimiz sürece benzer olayları yine yaşayacağız. Bazı kaynaklarda yıkılan yapıları çürük oldukları belirtilmiş olsa da ben bu görüşte değilim. Yapıların yıkıldığı anları incelediğinizde, uzun bir süre bütünlüğünü koruduğu ve sonrasında yerle bir olduğunu görürsünüz. Çürük bir yapı böyle davranabilir mi?

Bu konuda eksik kaldığım yerler elbette bulunuyor. Sizlerin de bu eksikleri tamamlayarak katkı sunacağınızı düşünüyorum.

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Saygılarımla,
İnş. Müh. Yüksel KAYA

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yaklaşan Etkinlik







CEVAP YAZIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.