EMPATİ SİZ

0
389
- Advertisement -

İnsanoğlunun yaşam boyu ikili ilişkilerde başarılı olabilmesi için gereken en önemli olgu empatibence. Peki empati iş yaşantımızda ne derece olmalı ya da olmalı mı?

İş hayatındaki hemen hemen herkes ama özellikle yönetim kademesinde olan birçok insan mesaisinin büyük bir bölümünde sorunlar ve bu sorunların çözümlerine yönelik çaba sarf ederler.  Projelerin hazırlanmasından tutun da uygulamanın tamamlanmasına kadar birçok aşamada gözden kaçan, ihmal edilen veya yanlış bilinenlerden ötürü doğan olumsuzlukların yanında kendinden başkasına saygı duymayan insan, usta, firma ya da adına her ne derseniz deyin uygulamalarda çoğu zaman içinden çıkılması zor sorunlara sebebiyet vermekte.

Firma bazında ele almak gerekirse projedeki sorumlu arkadaşlarımız kendi sorumluluğu altında bulunan çalışan grubunun yaptığı hatalarla karşı karşıya kaldığında neler oluyor ?  Yine içinde bulunduğum inşaat sektöründen bir örnekleme yaparak anlatmaya çalışayım.

Proje müdürü ilgili disiplinin şantiye sorumlusunu çağırır sahadaki sıkıntılı imalatla ilgili hesap sorar! Şantiye sorumlusu konuya vakıfsa ve haklıysa gerekli açıklamaları yaparak kurtarmaya çalışır. Diyelim ki haklı” Efendim şu firma bizim şu imalatımıza şöyle zarar vermiş”, ya da “bu projeler bu şekilde çıkmış” vesaire vesaire. Varsa diğer muhataplar davet edilir yüzleşme safhasına geçilip meydan muharebesine dönüşür olay. “Onlar da bizim şuradaki imalatımıza şöyle zarar verdi” ler mi dersiniz, “bize sormadan imalat yapıyorlar yolumuzu tıkıyorlar” mı… Sonu gelmez mevzuların. Hakem sağlamsa kavga büyümeden tatlıya bağlanır ve çözüm bulunur.  Sorumlumuzun haksız olması durumunda ise sorunu derhal çözme taahhüdüyle kurtarır (diye umuyorum).  Sorumlu proje müdürünün yanından ayrılır ve hemen formenini çağırır.  Az önce vakıfmış gibi yapmadıysa konunun üzerinden tekrar geçilir ve çözüm hayata geçirilir ama sorumlu konuyu ilk kez müdürden duyduysa vay o formenin haline! “Neden bu böyle oldu?” sorusunun cevabını formen yine konuya vakıfsa uygun dille anlatır “şu şöyle yaptı da ondan sonra bu böyle olmuş o da oraya gitmiş diğeri de böyle yapmış…” sorumlu ikna olmak zorunda kalır ya da kızılca kıyameti koparır, sonuçta her halükarda formenimiz “emir telakki ederim” pozlarında yanından ayrılıp ilgili ekibin ya da imalatın yanında alır soluğu. Konuya daha öncede vakıfsa çözümü hızlandırmak için ekibe yüklenir ama ilk kez gördü ise o da başlar kalaya… Silsile-i muratebe yoluyla yukardan aşağıya doğru esen fırtına topladığı bütün süprüntüleri hatayı yapan çok cin bir eleman ise gelir başka bir garibanın başına bırakır kabak suçsuzun başına patlar, yahut o cin eleman kaçamazsa yine bin bir mazeret mi dersiniz, bahane mi artık bir şekilde amirine sıkıntılı imalatın haklılığını kanıtlamaya çalışır.

Bu gibi durumların yaşanmaması için bence yöneticinin empati kurmaması her zaman başarı oranını arttıran bir etkendir çünkü empati tüm o bahane ve mazeretleri bir şekilde kabullenme sebebi olur çok zaman. Biz Türkler genellikle duygusal insanlarız ve iş dünyası ile duygusallık ekseriyetle çok iyi geçinen bir ikili olmamıştır. Evet mazeretler hep vardır ve olacaktır, çalışanlar bu mazeretlerin arkasına sığınmak için değil onları ortadan kaldırmak için vardır ya da olmalıdır. O fırça yeme konusunda tersine işleyen silsile-i muratebe esasen söz konusu mazeretlerin ortadan kaldırılması konusunda işlemesi gereken bir düzendir. Kısaca, çözemeyeceği bir sorunla karşılaştığında icat çıkarmak yerine amirlerinden destek alan personelin hata yapma oranı en aza indirgenmiş olur ve bu tür durumlar yaşanmaz.

İş dünyası ben haklıydım sen haklıydın’la oyalanmak yerine her koşulda ortaya başarılı bir hizmet, bir ürün, bir sonuç koyabilenlerin ayakta kalabildiği bir arena gibidir ve aslanlara yem olmak istemiyorsanız zırhınız empati değil disiplin olmalıdır!

Jim Rohn’un sözüyle noktayı koyayım.  Disiplin hedefler ve varış arasındaki köprüdür ”

inşaport.com ücretsiz aboneliği

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Önceki İçerikProje De Neymiş ?!
Sonraki İçerikETİK, PATİK
Elk. Müh. Yusuf YILDIRIM
1977 yılında Mersin'de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini bu şehirde tamamladıktan sonra Kocaeli Üniversitesi'nde Elektrik Mühendisliği Lisans eğitimini 2002 yılında tamamladı. 15 yılı aşan meslek hayatı boyunca özellikle inşaat sektöründe bir çok projenin uygulanmasında görev aldı. Merkezi İstanbul'da bulunan bir firmada koordinatörlük görevini yürüten Yusuf YILDIRIM evli ve 5 ve 10 yaşlarında 2 kız çocuğu babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.